Şimdi iniltileri sisin içinde ağır ağır yayılmaya başlayan ruhlar da gece inanırlardı bu dünyada yalnız kaldıklarına. Her sabah bir umutla kalkan ruhlar, güneşin onlar için doğduğunu sanır, başka mezarlara doğru yanlarından geçip giden ziyaretçilerin ayak seslerinde binbir hayalle avunurlardı. Dünyanın gürültüsünde oyalanır, zamanı ve kaderi unuturlardı. Ta ki akşam olana dek. Akşam alacasında ışık huzmelerine karanlığın tozlarının karışmasıyla birlikte ürperir, hayretle nerede olduklarını anlarlardı.