Sabahın üçüne kadar yerinden kalkmaya cesaret edememişti; çünkü kalkmak; eve dönmek, kafayı yastığa
koymak ve koyar koymaz da, yarın gene sabah olacağını bile bile
karanlık bir yokluğa doğru yuvarlanmak demekti.
Acı bir alayla, “Özgürlük ha?” diye düşündü. İnsan yataktan midesi altüst, kusarak kalktıktan ve önünde, tekrar yatağa serilene kadar geçireceği on beş uzun, bıktırıcı saat olduktan sonra özgür olmuş, olmamış, ne çıkardı. “Özgürlük insanın yaşamasına yardım etmiyor.”