Siyasetçiler iktidara gelmek ya da iktidardayken daha güç lü olmak adına önce "retoriği" kullanırlar. Gereken gücün elde edilmesi durumunda ise bu yöntemden "safsata"ya geçerler. Re torik gücü elde etmeye yararken, safsata gücü elde tutmaya yarar.
Postmodern düşünürler, klasik felsefenin soyut ideallerinden ziyade dili ve kültürü "sosyal inşalar" olarak, siyaseti de iktidarın sınıflar, ırklar, cinsiyetler arasındaki dağılımı olarak anlamayı tercih ettiler.
Ve eğer her şey bir "sosyal inşa" ise, o halde neyin yanlış olduğunu kim söyleyebilir ki?