“İyi ama, sabahtan beri bir şey yemedin ki. Vücudun da canı vardır, acı ona! Ver ona yesin, patron, ver
yesin! Bizim zavallı eşeğimizdir o; onu yedirmezsen seni
yarı yolda bırakır sonra.”
Ben bedenin bu zevklerini küçümserdim.
Dünyaya özgürlüğün gelmesi için bu kadar cinayetle ve alçaklıklar mı
gerekli yani? Çünkü, oturup sana işlediğimiz cinayetlerde yaptığımız alçaklıkları saysam tüylerin ürperir. Fakat
sonuç ne oldu? Özgürlük!
Tam ve namuslu düşünceler, sessizlik,
ihtiyarlık ve dişsizlik ister. Dişsiz olduğun zaman: ‘Ayıp
çocuklar, ısırmayın!’ demek kolaydır. Ama, otuz dişin
olunca... İnsan gençliğinde canavardır, evcilleşmek bilmez canavardır ve insan yer.”
Aklımın başımda olduğu şu sırada, sana hiçbir şey yapmamış olan başka bir insana saldırıp onu ısırmanı, burnunu koparmanı, kulağını kesmeni, karnını deşmeni ve
bu arada Tanrı’yı da yardıma çağırmanı gerektiren bu
kudurganlık nedir diye düşünüyorum;