Efsun

Efsun
@Efsuniii
🆂🅴🅻🅴🅵🅸̇ 🅼🅴🅽🅷🅴🅲
1998
83 okur puanı
Ekim 2024 tarihinde katıldı
Hayır, biz Vahhabi değiliz. Şayet kendimizi tanımlamamız istenirse şunu söyleyebiliriz: Biz, şirki terk ederek tevhidle Allah'a yönelen Müslimleriz! "𝙈𝙪̈𝙨𝙡𝙞𝙢" ismi, bize Allah'ın verdiği bir isimdir. O'nun (cc) verdiği isimden razıyız:"Atanız İbrahim'in milletine (uyunuz)! O (Allah) sizleri bundan önce de bunda da Müslimler/şirki terk ederek tevhidle Allah'a yönelen kullar diye isimlendirdi ki, Resûl size, siz de insanlara şahitlik edesiniz…" 2
2. 22/Hac, 78·Kitabı okudu
Alıntı
Özgür isimli okura yanıt verildi
Efsun
Kahraman Maraş⁴⁰ Araştırın inşallah hocam.
Reklam
Hayır, biz Vahhabi değiliz. Şayet kendimizi tanımlamamız istenirse şunu söyleyebiliriz: Biz, şirki terk ederek tevhidle Allah'a yönelen Müslimleriz! "𝙈𝙪̈𝙨𝙡𝙞𝙢" ismi, bize Allah'ın verdiği bir isimdir. O'nun (cc) verdiği isimden razıyız:"Atanız İbrahim'in milletine (uyunuz)! O (Allah) sizleri bundan önce de bunda da Müslimler/şirki terk ederek tevhidle Allah'a yönelen kullar diye isimlendirdi ki, Resûl size, siz de insanlara şahitlik edesiniz…" 2
2. 22/Hac, 78·Kitabı okudu
Alıntı
Özgür isimli okura yanıt verildi
Efsun
Buyrun İmam Ebu Hanife ile tartışın @Ozguryavuz_ resmim.net/cdn/2025/04/30/... resmim.net/cdn/2025/04/30/... resmim.net/cdn/2025/04/30/... resmim.net/cdn/2025/04/30/... resmim.net/cdn/2025/04/30/...
Hayır, biz Vahhabi değiliz. Şayet kendimizi tanımlamamız istenirse şunu söyleyebiliriz: Biz, şirki terk ederek tevhidle Allah'a yönelen Müslimleriz! "𝙈𝙪̈𝙨𝙡𝙞𝙢" ismi, bize Allah'ın verdiği bir isimdir. O'nun (cc) verdiği isimden razıyız:"Atanız İbrahim'in milletine (uyunuz)! O (Allah) sizleri bundan önce de bunda da Müslimler/şirki terk ederek tevhidle Allah'a yönelen kullar diye isimlendirdi ki, Resûl size, siz de insanlara şahitlik edesiniz…" 2
2. 22/Hac, 78·Kitabı okudu
Alıntı
Özgür isimli okura yanıt verildi
Efsun
MÜTEŞABİH AYETLER TEVİL EDİLEMEZ (Bu âyetlerin tevilinde: elden maksat Allah'ın kudreti, yahut nimetidir, denilemez. Zira bu türlü tevillerde Allah'ın sıfatlarını iptal vardır. Allah'ın sıfatlarını iptal ise Kaderiye ve Mûtezile täifesinin sözleridir. Lâkin Allah'ın eli, keyfiyetsiz olarak sıfatıdır. Allah'ın gazap ve rızası da yine keyfiyetsiz olarak Allah'ın sıfatlarıdır. Yani bu sıfatların nasıl olduğunu biz bilemeyiz, ancak Allah kendisi bilir.) "El" sözü için olduğu gibi Allah'a izafe edilen "yüz" sıfatı için de Allah Teâlâ'nın zatıdır, ayn sözünden maksat, görmesidir. Arş üzerinde durmasından maksat da Arş'ı istilā etmesidir (kaplamasıdır), denilemez. Bu âyetler tevil edilemez. Çünkü Cenab-ı Allah özellikle bu kelimeleri kullanmış, bunların yerine, kudret, nimet, görme ve istila kelimelerini zikretmemiştir. Doğrusu Cenab-ı Allah, el kelimesinden nimet ve kudret gibi iki manadan başkasını kasdetmiştir. Bu sıfatlar Allah hakkında müteşabih sıfatlardandır. İmam Azam da Cumhur-1 Selef'e uyarak aynı görüşe katılmıştır. Ondan sonra gelen ilım adamları da ona uymuşlardır. Allah Teâlâ'nın gazap ve rıza sıfatlarından gazabı ile intikamı dilemek, rızası ile nimet vermeyi dilemek kasdedilmiştir, tarzında bir tevil yapılamaz. Bunlardan maksat, esas konuluş gayeleri olan nimet ve azaptır. Fahru'l-İslam demiştir ki: Allah için, el ve yüz isnat etmek bize göre haktır. Bu el ve yüz aslı ile bilinen ve vasfı ile müteşabih olan sıfatlardır. Vasfını yapmaktan âciz olduğumuzdan dolayı bu sıfatların aslını Allah hakkında iptal etmek caiz değildir. İşte Mütezile bu yönden sapmıştır. Zira onlar, mâkul bir şekilde sıfatların vasfını bilemedikleri için bu sıfatların asıllarını da reddetmişlerdir. Bu şekilde onlar da Allah'ın sıfatlarını inkâr ve tatil edenlerden oldular. Şemsü'l-Eimme es-Serahsî de bu noktayı zikrettikten sonra şöyle diyor: "Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat nasla, yani kat'î âyetler ve kesin delâletlerle bilinen aslı ispat ettiler, sıfatların aslını ispat ettiler, fakat müteşabih olan keyfiyeti üzerinde ise bir şey söylemeyip sustular. Bununla beraber sıfatların keyfiyetini aramakla meşgul olmayı caiz görmediler. Nitekim Yüce Allah, gerçek bilgi sahiplerini şu şekilde vasıflamaktadır: "İşte kalplerinde şüphe bulunanlar, fitne aramak ve teviline gitmek için Kur'ân'ın müteşâbih âyetlerine uyarlar. Halbuki o müteşabihin tevilini yalnız Allah bilir. Kökleşmiş ilim sahipleri ise: Biz ona inandık; açık ve kapalı bütün âyetler Rabbimiz tarafındandır, derler. Bunları ancak aklı tam olanlar iyice düşünür."128 128. Âl-i İmrân, 3/7. İmam Serahsî'nin sözü burada sona ermiştir Rāmuzu'l-Ahādīs de de rivayet edilen müteşäbih ibareli hadisler bulunmaktadır. Bu hadislerden bazıları şunlardır. Allah, Adem'i yeryüzünün çeşitli yerlerinden topladığı bir avuç sudan yarattı ve suların farklılığına hayran kaldı. Onu şekillendirdi ve ona hayat üfledi, böylece o, cansız halden duyarlı bir hayvan haline geldi. "Allah Teâlâ, Adem Aleyhisselam'ı, yeryüzünün her tarafından aldığı bir tutam topraktan yarattı. Toprağı muhtelif sularla yoğurdu, tesviye etti, ruh üfledi ve böylece cansız bır varlık iken hassas bir hayat sahibi varlık haline getirdi 129 Müslim'de rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Ademoğullarının kalpleri Cebbar olan Allah'ın iki parmağı arasında tek bır kalp gibidir. Allah onu dilediği tarafa çevirir. "130 "Kıyamet gününde Cehennem, daha var mıdır? diyecek. Öyle ki Rab Teâlâ ayağını Cehennem üzerine koyacak ve ateşler büzülecek. Sonra Cehennem: Aslā, aslā, diyecek..."131 "Allah Teâlâ, gündüzün günah işleyenlerin tevbe etmeleri için, gece vaktı elini açar, gece günah işleyenlerin tevbe etmesi için de gündüzün elini açar. Tâ güneş batısından doğuncaya kadar..."132 "Haceru'l-Esved Allah'ın yeryüzündeki sağ elidir. Onun vasıtasıyla Allah Teâlâ, kulları ile tokalaşır. "133 Ebû Hüreyre'den merfu olarak rivayet edilen bır hadis-i şerîfte de: "Kim Haceru'l-Esved'e yaklaşırsa, Allah'ın eline yaklaşmış gibidir."134 İmam Azam Ebû Hanife'den: "Allah Teâlâ gökten iner" şeklinde rivâyet edilen hadis-i şerîften sorulunca, "keyfiyetsiz olarak iner" cevabını verdi. Başka bir hadis-i şerîfte de Hz. Peygamber Sallallahü Aleyhi Vesellem şöyle buyuruyor: "Şüphesiz Cenab-ı Allah, Adem Aleyhisselam'ı kendi sureti üzerine yaratmıştır, yahut Rahman'ın suretinde yaratmıştır. 135 Bu ve buna benzer hadis-i şerîflerın zâhırî manası üzerinde bırakılması gerekir. Bunların durumu, tevili, söyleyene bırakılır. Allah Teâlâ ise âzalardan ve yaratılmışların sıfatlarına benzemekten berîdir
Hayır, biz Vahhabi değiliz. Şayet kendimizi tanımlamamız istenirse şunu söyleyebiliriz: Biz, şirki terk ederek tevhidle Allah'a yönelen Müslimleriz! "𝙈𝙪̈𝙨𝙡𝙞𝙢" ismi, bize Allah'ın verdiği bir isimdir. O'nun (cc) verdiği isimden razıyız:"Atanız İbrahim'in milletine (uyunuz)! O (Allah) sizleri bundan önce de bunda da Müslimler/şirki terk ederek tevhidle Allah'a yönelen kullar diye isimlendirdi ki, Resûl size, siz de insanlara şahitlik edesiniz…" 2
2. 22/Hac, 78·Kitabı okudu
Alıntı
Özgür isimli okura yanıt verildi
Efsun
Tevhid üçe ayrılır;Uluhiyet, Rububiyet,isim sıfat. İmânın Halis olması için üçünüde kabul etmek gereklidir. Allah'ın sıfatları vardır; Hayat, İlim, Semi', Basar, İrade, Kudret, Kelam ve Tekvin. Allah'ın eli vardır,Keyfiyetini bilmeyiz. Allah görür keyfiyetini bilmeyiz. Allah duyar keyfiyetini bilmeyiz. Haşa kella, cismani varlık söz konusu olamaz.Zira Rab,O, doğurmamış ve doğrulmamıştır. Doğurmamıştır, doğurulmamıştır.
Hayır, biz Vahhabi değiliz. Şayet kendimizi tanımlamamız istenirse şunu söyleyebiliriz: Biz, şirki terk ederek tevhidle Allah'a yönelen Müslimleriz! "𝙈𝙪̈𝙨𝙡𝙞𝙢" ismi, bize Allah'ın verdiği bir isimdir. O'nun (cc) verdiği isimden razıyız:"Atanız İbrahim'in milletine (uyunuz)! O (Allah) sizleri bundan önce de bunda da Müslimler/şirki terk ederek tevhidle Allah'a yönelen kullar diye isimlendirdi ki, Resûl size, siz de insanlara şahitlik edesiniz…" 2
2. 22/Hac, 78·Kitabı okudu
Alıntı
Özgür isimli okura yanıt verildi
Efsun
@Ozguryavuz_ Allah göktedir/semadadır.Bu Allâh rasulünden gelen hadislerle de kabuldur. İstiva: Allah (cc) Kur'an'da yedi yerde: "Allah (veya 'Rahman') arşa istiva etti." 4 der. İstiva lugatta: Yükselmek ve karar kılmak demektir. Ehli Sünnet, istivayı olduğu gibi kabul eder: 'Allah yedi kat göğün üzerinde kendine yakışır şekilde arşa istiva etmiştir.' derler. Tevilciler ise, istivanın aklen mümkün olmadığını, Allah'ı cisim gibi tasavvur ettirdiğini öne sürerek: 'İstivadan kasıt, isti-ladır, yani Allah arşı egemenliği altına aldı' demişlerdir. Bu şüpheye cevaben deriz ki: ■ Kur'an'da yedi yerde Allah (cc) istiva kelimesini kullanmıştır. Eğer kasıt 'İstila' olmuş olsaydı bir yerde dahi olsa bu kelimenin kullanılması gerekirdi. ■Kur'an'da "İndirdik" kelimesinin geçtiği tüm ayetler Allah'ın yükseklerde olduğunun delilidir. Çünkü indirme yukarıdan aşağıya doğru olur. ■ Allah Mülk suresinde: "Yoksa gökte olandan emin mi oldunuz?" 5 diyerek açık bir şekilde kendisinin gökte olduğunu ifade etmiştir. ■Kur'an ve Sünnet'te kaldırma ve yükseltme eylemleri, Allah'ın yükseklerde olduğuna delalet eder. (Miraç hadisesi gibi.) ■ Peygamberden (sav) bu konuda birçok hadis gelmiştir ve bu itikad, yanında konuşulduğunda itiraz etmemiştir. Peygam-ber (sav) hastalık duasında: "Ey gökte olan Rabbimiz, Senin isimlerin ne mukaddestir." 6 buyurmuştur. Sadaka dağıtırken sadakaya itiraz edenlere: "Ben göktekinin eminiyken bana güvenmiyor musunuz?" 7 demiştir. Veda haccında parmağıyla gökyüzünü işaret ederek "...şahit ol, şahit ol…" diyerek Allah'ı şahit tutmuştur. Bir cariyeye: " 'Allah nerededir?' diye sormuş O da: 'semada' deyince, 'Ben kimim?' demiştir. 'Sen Allah'ın Rasûlü'sün' deyince 'Bu kadın mümindir. Bunu azad et' " 8 diye sahibine emretmiştir. ■ Selefin icması: Lugat ehli olan, Allah'ı ve Rasûlü'nü en iyi tanıyan selefin sadece birinden dahi bu itikada muhalif bir şey gelmemiştir. 📚4. 20/Taha, 5 5. 67/Mülk, 16 6. Ebu Davud 7. Müslim 8. Müslim 🔴Onlara Allah "Rahman arşa istiva etmiştir" (Taha, 5) ve "Gökleri, yeri ve bu ikisi arasında bulunanları altı günde ya­ratan, sonra arşa istiva eden O'dur . " (Furkan, 59) buyurduğu halde Allah Teala'nın arşa istiva etmiş olmasını niçin inkar ettiniz?" dedik. Onlar, ilah arşa istiva ettiği gibi yedi kat yerin de altın­dadır. Allah arşta, göklerde, yerde ve her yerdedir. O'nun ol­ madığı hiçbir yer yoktur, bir yerde olup da onun dışındaki yerlerde olmaması mümkün değildir (her yerdedir)." dediler. Ardından da Kur'an' dan "O, göklerde ve yerde olan Allah'tır . " (En'am, 3) ayetini (delil olarak) okudular. Onlara "Müslümanların birçok mekan bildiğini, ancak bu mekanların hiçbirinde Rablerinden bir şey bulunmadığını" söyledik. "Hangi mekan?" diye sordular. Bunun üzerine onlara şöyle dedik: İç organlarınız, bağır­saklarınız, domuzların bağırsakları, işkembeler , pis mekanlar ve bunun gibi yerlerde Rab' den herhangi bir şey yoktur. Bila­kis O, gökte olduğunu bildirmiş ve "Göktekinin sizi yerin dibine batırmayacağından emin misiniz? Bir de bakarsınız yeryüzü al­ttüst olmuş! Yahut gökte olanın üzerinize taş yağdıran bir fırtına göndermeyeceğinden emin misiniz?' (Mülk, 16-17) yine " ... Güzel sözler O'na yükselir; rızasına uygun iş ve davranışları da O yüceltir ... " (Fatır, 10), " ... Ben seni vefat ettireceğim, seni nezdime yükselteceğim ... " (Al-i İmran, 55), "Bilakis Allah onu kendine yükseltmiştir ... " (Nisa, 158), "Göklerde ve yerde olanlar hep O'na aittir . O'nun huzurunda bulunanlar" (Enbiya, 19) "Onlar kendi­ lerinden üste olan rablerinden korkarlar ... " (Nahl, 50), " ... Melek­ler ve ruh O'na, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselip çıkar . " (Mearic, 3-4), "O, kullarının üstünde tam bir tasarrufa sahiptir . O hakimdir , her şeyden haberdardır . " (En'am, 18), " ... O çok yüce­ dir , çok uludur . " (Şura, 4) buyurmuştur . Bunların hepsi Allah'ın semada olduğunu bize bildiren haberlerdir. 🔴Taha /5 sorulunca; Aklınıza gelen, hayal ettiğiniz veya kalbinizden geçen şeylerin hepsini Allah yaratmıştır. Allah, onlar gibi olmaktan ve onlara benzemekten münezzehtir. Allah’ın kendisi hakkında Kur’an’da ve sahih sünnette verdiği teşbihi çağrıştıran haber-lerin hiçbirinde kişinin aklına gelen ve mahluk olan şeyler kastedilmemiştir (O’nun bu haberlerle kastettiği, zatına layık olan başka manalardır). Fakat siz, Allah’ın kastettiği gerçek manaları anlamaya ve bu konularda soru sormaya ehil kim-seler değilsiniz. Siz, takvalı olmakla meşgul olun; Allah-u Teâlâ'nın emret-tiği şeyleri yapın, yasakladığı şeylerden uzak durun. Hakkın-da soru sormaktan nehyedildiğiniz bu müteşabih konulardan da uzak durun, onlar hakkında soru sormayın. Eğer bu konuda bir şey duyarsanız sakın soru sormayın, susun ve sade-ce şöyle deyin: Biz bunlara iman ettik, onların hak olduğunu tasdik ediyoruz, bize ilimden çok az şey verilmiştir, bu meseleler bize verilmesi gereken ilimlerden değildir.”İmam Beyhaki(27) rahmetullahi aleyh şöyle dedi: “Süfyan el-Sevri(28), Şu'be, Hammad ibni Zeyd, Hammad ibnu Seleme, Şerik ve Ebu Avane sınır tayin etmiyor, mahlu-kata benzetmiyor ve herhangi bir örnek vermiyorlardı. Onlar, hadisi olduğu gibi rivayet ediyor ve asla "keyf (nasıl)" demi-yorlardı. Onlara (müteşabih) nas (ayet veya hadis) hakkında bir şey sorulduğunda cevap olarak o nassı okuyorlardı. Ebu Davud şöyle dedi: "İşte bu, bizim doğru kabul ettiği-miz mezheptir." Ben dedim ki: İşte bizim büyük âlimlerimiz bu mezhep üzerinde idiler.”(29)(27) İmam Beyhaki: Asıl ismi Ahmed ibni el-Huseyn ibni Ali ibni Abdullah ibni Musa el-Hâfız Ebu Bekir el-Beyhaki’dir. Hicri 384 yılın-da İran’ın Nişabur şehrine bağlı bir kasabada doğmuş, hicri 458 yılın-da vefat etmiştir. Şafii mezhebine bağlı hâfız, fıkıh, hadis ve usul âli-midir. Akidede Eşari mezhebine mensuptur. Hadis âlimi el-Hâfız Ebu Abdillah el-Hâkim onun hocalarından biridir. Meşhur kitaplarından bazıları şunlardır: el-Sunenu’l-Kubra ve’l-Suğra, el-Esmâu ve’l-Sıfât, Kitabu’l-Marife, Delâilu’l-Nubuvve, Şuâbu’l-İmân. (28) Süfyan el-Sevri: İsmi; Süfyan ibni Said ibni Mesruk el-Sevri el-Kûfi’dir. Hicri 97 yılında doğmuş, 161 yılında vefat etmiştir. Tabei tabiinden olup fıkıh imamı, tefsir ve hadis âlimidir. El-Câmi’ul-Sağîr, Kitabu’l-Ferâiz, Kitabu Âdâbi Süfyan el-Sevri, yazdığı eserlerden bazılarıdır. (29) Beyhaki, el-Esmâu ve’l-Sıfât, c.2 s.334.