Her yer harap. Üstü başı temiz kadınlar, çoçuklarıyla beraber yiyecek arıyorlar. Ellerinde bıçaklar ot topluyorlar, gıdalarını süprüntüler içinde bulmaya çalışıyorlar. Uzaktan ihtiyar bir kadın, arkasında bir bohça dolusu ot, yüzünü çarşafıyla örtmüş, ağır ağır iniyor. Kadına otu ne yapacağını sordum. Yanında ufak bir çocuk vardı. Mahzun gözlerle yüzüme baktı: "Yiyeceğiz, nideceğiz. " Dedi.
Gözleri yaşardı, pek Üzgündü
Biz şu anda, Türkiye'de olduğu gibi biçimlenen ve belki de yarın başka ülkelerde de biçimlenebilecek olan demokratik bir politikayı savunabiliriz. Türkiye'de, İran'da, Hindistan'da ve Çin'deki ulusal hareketler gibi olan tüm hareketleri destekliyoruz ve destekleyeceğiz.
Bugün, henüz gerçek çıkarlarının nerede olduğunu anlayamayan Türkler, bunu yarın anlamayacaklardır. Onları desteklemek, onlara yardım etmek ve ülkelerinde gerçek bir halk devrimi patlamasını beklemek zorundayız; böylelikle çabucak ve sonsuza dek sultanları ve diğer ön yargılarla ilgili saplantıları unutacaklardır. Büyük kardeş olarak bu hareketli hızlandıralım -diyor kendi kendine bilinçli işçi-. Ulusal ve demokratik Türk hareketini destekliyorum -diyor komünist işçi- ve Türkiye'nin, İran'ın ve Doğu'nun ezilen köylülerini bütün zenginlere ve baskıcı un-surlara karşı verilen kavgaya çağırmayı kendime kutsal bir ödev sayarım, aynı zamanda, onlara bu, insanların ekonomik eşitliğe, emekçilerin kardeşçe birliğine ihtiyacı olduklarına dair çok basit gerçeği öğretmeyi kendime bir ödev biliyorum.
Ayrıca şunu bir daha tekrar ederim. Türk halk hükümetinin politikası, Komünist Enternasyonal'in, bizim politikamız değildir. Ve her şeye rağmen, biz İngiliz hükümetine karşı sürdürülen her devrimci kavgayı desteklemeye hazır olduğumuzu söylüyoruz.