Meryem'in Çiçekleri - Abdullah Ataşçı
Sizleri 2025 Yunus Nadi Roman Ödülü sahibi Meryem'in Çiçekleri ile buluşturma zamanım geldi de geçiyor bile.
1914 yılı. Hepimizin aklına elbette 1.Dünya Savaşı geliyor öncelikle. Olay ama bundan farklı. Genç Hakim Sinan büyük bir umutla Diyarbakır'a atanıyor. Sinanla beraber de yeni de bir vali. Hikaye bir koldan binbir umutla Diyarbakır'a gelen Sinan'ın Ermeni tehcirinin gelişini görmesi ve bununla baş etmesi ile ilerliyor. Diğer koldan ise Heder Ağacı'ndan tanıdığımız Adis 'in kızkardeşi Rehan ve kuzeni Gewre'yi alarak eski köylerine götürme çabasını okuyacağız. Elbette Ermeni olan bu gençlerin yolculukları hiç de kolay olmayacak.
Kitapta o dönemde yurtlarından edilmiş insanlarin yaşadıklarını çok net anlatmış Abdullah Ataşçı bize. Aynı zamanda da devlet içinde iyiler ve kötülerin çatışmalarını da. Abdullah Ataşçı olayları tek bir bakış açısıyla anlatmamış ve gerek Heder Ağacı'nda gerekse Meryem'in Çiçekleri'nde ciddi bir araştırma yaptığı aşikar.
Kitabın ismi olan Meryem'in Çiçekleri de kitaptaki en güçlü metafor. Ağlayan Gelin" olarak da bilinen bu çiçek, Anadolu'da hüznün, sabrın ve acının sembolüymüş. Zaten kitabı okuyunca çiçeğin anlamını daha da iyi anlayacaksınız.
Bu kitap elbette tek başına okunabilir ama karakterleri ve geçmişlerini bilmek, hikayeyi daha iyi özümlemenizi sağlayacağı için önce Heder Ağacı'nı sonra Meryem'in Çiçekleri 'ni okumanızı öneririm...