Oysa boşnakların kendine özgü bir mezhepleri, din ve ahlak anlayışları vardı. Kiliseleri diğer kiliseler gibi zengin değildi, her türlü süsten arındırılmış yerlerdi. Papazlar önünde diz çöküp hac çıkartmazlardı.Günah, asla çıkartmazlardı. Vaftiz edilmezlerdi. Pazar ayinlerine gitmezlerdi. Orta Doğu dinlerinden izler taşıyan bazı pagan seremonileri ve değişik anlayışları olan bir tarikattı bu. Bu tarikata gönül verenlere Bogomil deniyordu. Din büyüklerine “dede” karşılığı bir kelime olan “dyed” diye hitap ediyorlardı.
Tanrı egemenliğinin ancak manevi alanda var olduğuna inandıkları için Boşnakların gözünde iç disiplin ,doğruluk , okuduğum kitapları dürüstlük verilen sözün tutulması ,iyilik ve şefkat çok büyük önem taşırdı
Bir Hristiyan tarikatı olmalarına , İsa’yı peygamber olarak kabul etmelerine rağmen, mucizelere ve İsa peygamberin Allahın oğlu olduğuna inanmıyorlardı. Bu inançlarından geçmedikleri için de yıllar boy, Katoliklerden ve Ortodokslarlardan çekmedikleri kalmamıştı.
… şekilsel teferruattan çok, içsel derinliğe önem veren bir yol tutmuşlardı
Boşnakların etrafı değişik kiliseler’e ait halklarla çevriliydi. Macarlar, Hırvatlar, Romalılar Katolik mezheb deydiler. Doğuda yaşayan halklar örneğin Sırplar ayrıca Karadağ ve Rum halkı Bizans kilisesine bağlı oldukları için Ortodokstular.
Bosna’ya yıllar boyunca Boşnakların kanı aktı. Her sabah güneş doğarken, Bosna Nehri bütün kollarıyla, bir an için tüm o savaş kahramanlarının hatırına bu rengi alır.
Sizler ve çocuklarınız tahta geçtiğinde , her yeni günün doğuşunda, ölenler adına kızarmaktan vazgeçecek nehir.
Osmanlı’ dan beri üç milletin, Boşnakların,Hırvatların ve Sırpların iç içe yaşadığı bölgelerin Müslümanları, bir yığın insan iskeleti halinde zincire vurulmuşlardı. Günde üç öğün yemek yer gibi, günde üç fasıl dayaktan geçiriliyorlardı.