Sinem karazincir

Hayatımızın bir haritası varsa şayet, yollarda değil, yol ayrımlarında çizilmekte. İki şey arasında tercih yaptığımız o kısa, kısacık anlarda.
Reklam
İlim ve irfan’ın ilerlemesi için birikim gerekliydi. Birikim içinse mevcut eserlerin ve emeklerin özenle muhafaza edilmesi. Kat üstüne kat inşaa ederek ilerlerdi toplumlar. Her kuşakta yeniden başlayarak değil. Halbuki Takiyeddin ‘inardından gelecek olan Rasatlar gene sıfırdan başlamak mecburiyetindeydi.
Kitaplar, el yazmaları, haritalar, çizimler…. Hep birden ona seslenmeye başladılar. Evvela alçak perdeden geliyordu sesleri. Bir uğultu halinde. Giderek tizleşti. Çığlık çığlığa yalvarıyor ,haykırıyorlardı kendilerini de alması için.
Bir şehre tıpkı bir masuma merhamet ettiğiniz gibi acıya bilmeniz lazım. Yoksa dengeli kararlar alamayız. Herkes her yere inşaat kondurmak isteyebilir ama bu İstanbul’u üzer, incitir, bitirir. Buna hakkınız var mı?
Yalnız şunu unutmayın ki şehirlerde insanlar gibidir . Onlar da yaralanır ve kanar . Yapılan her gayrimeşru bina İstanbul’un kalbine çakılmış bir çividir .