Yitirecek hiçbir şeyi kalmamış olanlara mahsus baş eğişle baş eğdim. Acıyan yerlerimin daha az acıyacağına dair ümidimi tümen yitirdim. Kaçmadım artık yaralarımdan. Yanarak var olmayı kabullenmekle sönerek yok olmak arsında yapılacak seçimden ibaretti bütün hikâye. Yitirdim zannedip de bulanlarla buldum zannedip yitirenler arasında nerede durduğumu artık merak etmedim. Beni suyun üzerinde tutan ellerden kesildi elim. Öylece gömüldüm derin karanlıklara. İndirdim savunağım olan tüm perdeleri. Sessizce yenilgiye evet dedim...
Ceviz kokulu bir sandığa sakladığımız bir gömüdür bizi biz yapan geçmiş. Değer mi, değmez mi bilinmez ama hasretimiz kadar yaşlanmışızdır. Ve ne zaman yolumuz düşse o sandığa, durup orada, kendimize bakarız yeni baştan.