Avrupa'nın yeni ufuklara yelken açmasında payı bulunan Kant, Locke, Rousseau gibi önemli aydınlanma düşünürleri bile kadının toplumsal konumu meselesine hemen hemen hemfikirdir. Söz konusu düşünürler doğanın kadını zaten güçsüz yarattığını, kadının bu sebeple erkeğe bağımlı olduğunu, asli görevinin türünü devam ettirmek olduğunu ve kadınların eşitlik talep edecek kişiler olarak yetiştirilmemeleri gerektiğini savunmuşlardır.