Afyonkarahisar’ın kadim sokaklarında başlayan bu hikâye, sıradan bir olayın çok ötesine uzanan karanlık bir gerçeğin kapılarını aralar. Bir cinayet vakası gibi görünen olaylar zinciri, aslında geçmişten bugüne taşınan gizemli bir yapının ve görünmeyen bir düzenin izlerini ortaya çıkarmaktadır.
Tuna’nın yürüttüğü soruşturma, onu sadece bir suçun peşine değil; aynı zamanda suskun bir şehrin derinlerine sürükler. Her ipucu, çözüme değil, daha büyük bir bilinmeze açılır. Çünkü bu şehirde bazı gerçekler bulunmaz, saklanır.
Öte yandan Oğuz’un geçmişe uzanan duygusal yolculuğu, hikâyeye bambaşka bir katman kazandırır. Ani ile yaşananlar, yalnızca bir aşk hikâyesi değil; hatıraların, kayıpların ve insanın kendi içindeki boşlukla yüzleşmesinin hikâyesidir. Bu iki hat, zamanla birbirine yaklaşır ve görünmeyen bağlarla örülmüş bir bütün hâline gelir.
Karahisar Kalesi’nin gölgesinde ilerleyen bu anlatı, okuyucuyu sadece bir olayın içine değil, bir atmosferin içine çeker. Şehir artık bir mekân değil, bir tanık gibidir. Ve bazı tanıklar konuşmaz… sadece izler.
El Cinni Haris: Hisar Muhafızları, gerilim, gizem ve duyguyu aynı potada eriterek okuyucuyu sayfalar arasında değil, bir bilinmezliğin içinde yürütür. Okudukça derinleşen, derinleştikçe sorgulatan bu roman, gerçek ile görünen arasındaki çizgiyi silerken tek bir soruyu geride bırakır:
Gerçekten gördüğümüz kadarını mı biliyoruz?
El Cinni HarisOnur Akbaş · Vova Yayınları · 20261 okunma