Nagihan Arslan

Nagihan Arslan
@Elektra_52
Tibbi sekreter
Üniversite
kırklareli
kırklareli
586 okur puanı
Nisan 2019 tarihinde katıldı
8/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 94. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:31
Karina Halle Ölümcül Konular Gotik atmosferi, psikolojik gerilimi ve bilim kurgu unsurlarını başarılı bir şekilde harmanlayan, okuru ilk sayfadan itibaren rahatsız edici bir gizemin içine sürükleyen etkileyici bir roman. Sydney Denik, hayatındaki büyük kayıpların ardından tutunabileceği son dal olarak gördüğü Madrona Vakfı'na kabul edildiğinde bunun kariyerini değiştirecek bir fırsat olduğunu düşünür. Ancak Vancouver Adası'nın sislerle kaplı, dış dünyadan tamamen izole edilmiş bu ürkütücü köşesi, kısa sürede onun için bir araştırma merkezinden çok bir kâbusa dönüşür. Telefonların ve internetin yasak olduğu, insanların garip davrandığı, öğrencilerin aniden ortadan kaybolduğu bu yerde gerçek ile halüsinasyon arasındaki çizgi giderek silikleşir. Yazarın en güçlü yanı atmosfer yaratımı olmuş. Ormanın içinden gelen açıklanamayan sesler, bir anda değişen hava koşulları, ölü hayvanların ortaya çıkışı ve sürekli hissedilen o görünmez tehdit duygusu kitabın her sayfasında okuyucuya huzursuzluk veriyor. Özellikle Sydney ile birlikte yaşanan "Acaba bunlar gerçekten oluyor mu?" hissi gerilimi sürekli canlı tutuyor. Daha yoğun korku sahneleri görmek isterdim ancak psikolojik gerilim tarafı bunu büyük ölçüde telafi ediyor. Sydney karakterini kusurlarıyla birlikte sevdim. Güçlü olmaya çalışırken yaşadığı kırılganlıklar ve gerçeklerle yüzleşme süreci oldukça başarılı işlenmiş. Wes Kincaid ise karanlık romanlardan çıkıp gelmiş gibi duran, gizemli ve tehlikeli havasıyla dikkat çeken bir karakter. Aralarındaki ilişki zaman zaman takıntı boyutuna ulaşsa da kitabın sonlarına doğru ortaya çıkan gerçekler bu dinamiğe farklı bir anlam kazandırıyor. Final kısmı ise kitabın en güçlü taraflarından biri. Sayfalar boyunca biriken soru işaretleri tek tek cevaplanırken hikâye beklenmedik yönlere
Ölümcül KonularKarina Halle · Nox Yayınları · 202555 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·560 syf.··
Beğendi
·
2026 92. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 13:39
Ölüm (Bronz #5) Özge Naz Serinin şimdiye kadar en çok sır açığa çıkaran, en sert yüzleşmeleri yaşatan ve okuru en fazla şaşırtan kitaplarından biri oldu. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim ilk şey büyük bir tatmin duygusuydu. Çünkü serinin ilk kitaplarından beri zihnimde dönüp duran birçok soru sonunda cevabını buldu. Özellikle Bronz’un kimliği, Hisar’ın geçmişi ve Arkana ile Kale arasındaki savaşın görünmeyen tarafları birer birer ortaya çıkarken okuduğum her bölümde şaşkınlığım biraz daha arttı. Hisar bu kitapta benim için bambaşka bir noktaya ulaştı. İlk kitaptan bu yana yaşadığı değişimi görmek çok etkileyiciydi. Karakterinin özünü kaybetmeden olgunlaşması, olaylara daha farklı bakabilmesi ve özellikle Bronz’a duyduğu güvenin giderek güçlenmesi beni en çok mutlu eden detaylardan biri oldu. Hisar’ın yaşadığı acıları, öfkesini ve kırgınlıklarını hissederken bir yandan da ne kadar güçlü bir karaktere dönüştüğünü görmek çok güzeldi. Özellikle annesinin günlüğüyle ilgili gerçekleri öğrendiği bölümlerde onunla birlikte sarsıldığımı hissettim. Bronz ise bu kitapta beni bir kez daha kendisine hayran bıraktı. Onun hakkında öğrendiğimiz yeni bilgiler, yıllardır saklanan sırlar ve karakterinin derinleşmesi hikâyeyi çok daha etkileyici hale getirdi. Özellikle Bronz’un yalnız başına hareket etmeye çalıştığı bazı anlarda sinirlensem de neden böyle davrandığını anlayabiliyordum. Gücü, zekâsı ve kararlılığı yine ön plandaydı ancak bu kez onu daha insani yönleriyle de görme fırsatı bulduk. Kitabın en etkileyici taraflarından biri geçmiş ve bugün arasındaki bağlantıların ustalıkla kurulmuş olmasıydı. Serinin başından beri karşımıza çıkan olayların aslında ne kadar büyük planların parçaları olduğunu görmek gerçekten etkileyiciydi. Özellikle bazı gerçekler ortaya çıktığında dönüp önceki
Bronz 5Özge Naz · Guardian Yayınları · 2026200 okunma
8/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2026 91. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 11:59
Birlikçi, benim için sadece serinin final kitabı değil, aynı zamanda altı kitap boyunca biriken bütün soruların cevap bulduğu bir veda kitabı oldu. Açıkçası kitaba başlarken aklımda romantizmden çok cevaplanmasını beklediğim onlarca soru vardı. Birlik gerçekten tamamen çökertilecek miydi? Gölge Adam'ın hikâyesi nasıl tamamlanacaktı? Lyla sonunda ailesine kavuşabilecek miydi? Ve bunca acının ardından bu karakterler gerçekten huzuru bulabilecek miydi? Neyse ki kitap bu konuda beni hayal kırıklığına uğratmadı. Seri boyunca kafamı kurcalayan neredeyse tüm soruların cevabını alabildim. Hatta son sayfalara kadar yeni sırların ortaya çıkmaya devam etmesi beni sürekli okumaya itti. Kitabı elimden bırakmak istemedim diyebilirim. RuNyx'in yazım tarzıyla aram her zaman çok güçlü olmadı. Bazen olayları dışarıdan anlatan bölümler yerine karakterlerin doğrudan kendi ağızlarından anlattıkları kısımları daha çok seviyorum. Bu kitapta da aynı şeyi hissettim. Ama iş karakterlere gelince durum değişiyor. Çünkü yazarın yarattığı karakterler gerçekten unutulacak gibi değil. Bu kitapta en çok hoşuma giden şeylerden biri kızlarımızın yaşadıkları onca şeye rağmen güçlü kalabilmeleriydi. Hepsi farklı yaralar taşıyor ama hiçbirinin sadece yaşadığı travmalardan ibaret olmaması çok değerliydi. Erkek karakterlerin ise sevdikleri kadınlar için neleri göze alabildiğini okumak hem duygusal hem de etkileyiciydi. Zephyr yine kitabın yıldızıydı benim gözümde. O kadar karanlık, acı ve travma dolu bir dünyanın içinde rengârenk kalabilmesi çok güzeldi. Özellikle insanlara taktığı isimler ve o enerjisi yüzümü sürekli gülümsetti. Alpha ve Zephyr ikilisi zaten seri boyunca favorilerim arasındaydı ve finalde onları tekrar okumak çok keyifliydi. Dante ise benim için her zaman ayrı bir yerde olacak. Güçlü,
BirlikçiRuNyx · Martı Yayınları · 202669 okunma
8/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 90. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 19:24
Briar’ın Canavarları serisinin ilk kitabı olan Dikenlerle Bağlı, daha ilk sayfalardan itibaren beni o karanlık ve büyülü atmosferin içine çekmeyi başardı. Güzel ve Çirkin havasını hissettiren ama bunu dört lanetli peri prensiyle çok daha karmaşık ve çekici bir hale getiren bir hikâyeydi. Özellikle masalsı anlatımı, gizemlerle örülü dünyası ve sürekli diken üstünde hissettiren havası kitabın en sevdiğim yanlarından biri oldu. Rosalina karakterini gerçekten sevdim. Kitaplara sığınan, dışlanan ama buna rağmen cesaretini kaybetmeyen bir karakterdi. Babasını kurtarmak uğruna kendini feda etmesiyle birlikte hikâye tamamen başka bir noktaya taşındı. Castletree’ye adım attığı andan itibaren olaylar hem daha karanlık hem de daha sürükleyici bir hale geliyor. Dört farklı mevsim krallığı fikri zaten başlı başına çok etkileyiciydi ama her prensin karakterinin kendi krallığını yansıtması bence hikâyeyi daha da özel yapmış. Dayton’ın sıcak tavırları, Farron’un gizemli tarafı, Ezryn’in daha yumuşak halleri derken benim de açık ara favorim Keldarian oldu. O soğuk, mesafeli ve sert tavırlarının altında sakladığı şeyler o kadar merak uyandırıyordu ki sahnelerinde ayrı bir heyecan hissettim. Özellikle Rosalina ile arasındaki gerilim ve sürekli birbirlerine karşı gardlarını korumaları kitabın en güçlü taraflarından biriydi. Birbirlerine yaklaşırken bile aralarında hep görünmez bir duvar vardı ve bu durum romantizmi çok daha etkileyici hale getirmiş. Kitabın en sevdiğim yönlerinden biri de lanet kısmı oldu. Geceleri canavara dönüşen prensler fikri zaten oldukça ilgi çekiciydi ama olay sadece bundan ibaret değildi. Her karakterin sakladığı sırlar, geçmişte yaşananlar ve Castletree’nin giderek çürüyen büyüsü hikâyeye sürekli bir gerilim katıyordu. Tam bazı şeyleri çözdüğümü düşündüğüm anda
Dikenlerle BağlıElizabeth Helen · Sonsuz Kitap · 202592 okunma
8/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2026 89. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 00:00
Bence tam anlamıyla “sinir oldum ama elimden de bırakamadım” kitabıydı. Twisted Lies Serinin en çok merak edilen erkek karakterlerinden biri kesinlikle Christian’dı ve yazar onun karizmasını gerçekten iyi yazmış. Soğuk, kontrollü, takıntılı, manipülatif ama aynı zamanda aşırı korumacı bir adam… Christian Harper’ın sahneye girdiği her an kitap akıyor resmen. Özellikle diğer erkek karakterlerle olan atışmaları kitabın en eğlenceli kısmıydı. Josh’un Christian yüzünden delirip Alex’i kıskanması hâlâ serinin en iyi dinamiklerinden biri bence. :D Ama iş duygulara gelince… işte orada kocaman bir eksiklik hissettim. Christian’ın Stella’ya olan takıntısını, sahipleniciliğini, koruma içgüdüsünü görüyoruz ama aşkını tam hissedemiyoruz. Stella tarafı ise daha da zayıf kalmış. Açıkçası Stella benim için “merak edilen ama etkileyemeyen” karakterlerden biri oldu. Sürekli ezilmiş, özgüvensiz, ailesi tarafından küçümsenmiş bir kız ve kitap boyunca ayağa kalkmasını Christian sayesinde görüyoruz. Karakter gelişimi var ama bu gelişim tamamen adamın desteğiyle olduğu için Stella tek başına güçlü bir etki bırakamıyor. Christian ise serinin en iyi erkek karakterlerinden biri olabilir. Adamın o “buzdolabı gibi” tavrı, kontrol manyaklığı, ince ince kıskançlığı gerçekten dikkat çekiyor. Ama yazar bazen bunu o kadar abartıyor ki karakter karizmatik olmaktan çıkıp görgüsüzleşiyor. Sürekli takım elbise markaları, saat fiyatları, harcanan paralar… Bir noktadan sonra “tamam Christian, en zengin sensin” diyorsun zaten. :D Özellikle o “özel dikim Brioni” kısmında göz devirmemek elde değildi. Kitabın pacing’i ise şaşırtıcı şekilde iyiydi. 570 sayfa olmasına rağmen akıp gidiyor. Slow burn kısmını baya sevdim hatta “bu sefer smut yerine gerçekten ilişki yazacak galiba” dedim ama sonra yine klasik Ana
Çarpık YalanlarAna Huang · Martı Yayınları · 20232,242 okunma