Kötülüğün de, yanlışın da izi sürülmemelidir. Başkasının yanlışı başkasına aittir zaten. Ayrıca başkasının yapıp ettikleri hakkında yargıda ve yorumda bulunmak ahmakçadır.
Her şeyin gecici olduğu, er ya da geç bir gün zaten terk edeceğimiz ölümlü dünya da üstelik arkamızda sadece bir parça et, kemik, ter ve tuz bırakıp gideceğimiz bür yerde kibre kapılmak, böbürlenmek, kendini üstün görmek, ayrıcalıklı kılmak, alkışlanma ve övülme telaşına düşmek fazlasıyla gülünç değil mi?
Üstelik Aurelius’a göre her şey akar... gelir ve geçer. Kalıcı olan hiç ama hiçbir şey yoktur. Bu yüzden cehennem de kalıcı olamaz. Sorunların da akıp geçmesine izin vermek gerekir. Onları tutup ilmik ilmik örmek yerine, geldikleri gibi gitmelerine fırsat tanınmalıdır.
Yaşam bir kaçış değil arayıştır. Gelişmenin büyümenin erdemli ve ahlaklı olmanın bir yolunu bulmaktır.
Sorunlardan uzak durmanın yolu mekan değiştirmek ve yeni mekanlara sığınmak olamaz
Hayat zaten sonsuz bir yolculuk değil... belki bugün belki yarın, belki erken, belki geç ama öndünde sonunda terk edeceğimiz bir yol... bu yolu kusursuzca yürümek yaptığın iş için elinden gelenin en iyisini yapmak, özgürlüğünden ödün vermemek, adeletten yana olmak, abartmamak, köleleşmemek, bencilleşmemek, hoşgörü göstermek, esnek olmak yaşadığın AN ı onurlandırmaktır.