Ertesi akşam, Hasan ateşlendi. Boynunda, karnında kırmızı lekeler çoğaldı. Alev Alev yandı. Ne yapsalar da ateşi düşüremediler. Sabaha karşı daldı, bir daha gözünü açmadı.
Hasan, 3 gün boyunca ağızsız, dilsiz yattı. Ayşe bir yumdu on döktü. Anası, başucunda ninniler söyledi. Derken bu ninniler zamanla ağıtlara dönüştü. Hüseyin Ağa'nın ağzını bıçak açmıyordu.
kırkyama mintanın içinde Hasan, daha soluk görünüyordu. Aylardır uyumamıştı şimdi ise uyanmak bilmiyordu. Kimsenin elinden bir şey gelmiyor dağ gibi Hasan çıra gibi sönüyordu.
Kavuşmanın üzerinden üç gün geçmişti yetim Ayşe sonsuza kadar kimsesiz kaldı. Hasan döneceğine söz vermiş, dönmüştü ama bu dönüşler dönüş değildi, tıpkı gidişinin gidiş olmadığı gibi...
Ayşe gelinin ağıtları karlı dağlarda yankılanıyordu. Ne sesini duyacak bir hekim ne halinden anlayacak biri vardı. Gökkubbe başına çökmüştü. Hasan'dan ona kalan tek hatıra karnındaki bebesiydi...