Ayağımın altında ezilen taze karın üzerinde yürümek, tertemiz bir sayfaya yazı yazmak gibi gelmişti. Hiç dokunulmamamış, el sürülmemiş, sadece kendisine ait olan kusursuz bir beyazlık.
Aklından geçenler ile ağzından çıkanlar arasında gece ile gündüz kadar fark olmasına rağmen karşısındaki insana moral vermeye çalışması daha güçlü hissetmesini sağlamıştı.
"Kafası koparılmış ve can havliyle sağa sola koşturan bir tavuktan farkımız yok diyorsun yani."
"Aynen öyle. İçinde bulunduğumuz durumu bundan daha iyi anlatabilecek bir şey bulamazdım doğrusu."