İlerde halkımızın, bunca ibret verici tecrübeden sonra gerçek dindarla din tüccar ve aktörlerini birbirinden ayırt edeceğini ümit ederim. Yoksa hep böyle geri ve ezik kalırız.
"Anadolu'nun silahsız Türk köylülerinden yarattığı ordu, dört günden beri Sakarya boyunda düşman ile boğuşuyor... İman ile ıstırap, iki seneden beri Anadolu'da yeni bir Türk yoğurdu. Bu Türk harp ederken, bir ordu içinde bir madde değildir ve bilmediği şeyler için vuruşturulan eski askerlere benzemiyor.
Bu harp halk harbidir...
Bu muharebenin büyüklüğünü hissetmeyenlerde yalnız yurtseverlik değil, insanı vücuda getiren vasıflardan hiçbiri yoktur."
Bu sırada Rüsumat 4, Batum limanının mendireğinden içeri girmekteydi. Mahmut Kaptan ve mürettebat avaz avaz şarkı söylüyorlardı:
Çırpınırdı Karadeniz
Bakıp Türkün bayrağına
Ah ölmeden bir görseydim
Düşer idim ayağına...