Okurken ne suçu işlediğini düşünüyorsun ne de cezanın haklı olup olmadığını. Zaten bir noktadan sonra bunların pek önemi kalmıyor.
Beni duygusal olarak zorlayan bir kitap oldu. Olaydan çok, mahkûmun zihninin içinde olmak yıpratıcıydı. İdam fikrinin kendisinden ziyade, ona giden sürecin anlatılması insanın içine işliyor. Sayfalar ilerledikçe beklemek, bilmek ve kaçamamak duygusu daha da ağırlaşıyor.
Kitap boyunca adalet, ceza ve insanlık kavramlarını sürekli sorguladım. Bir insanı öldürerek gerçekten adalet sağlanmış oluyor mu, yoksa sadece başka bir şiddet mi ekleniyor hayata? Bu soru kitap bitse de zihnimde kalmaya devam etti.
Kısa olmasına rağmen etkisi çok güçlü. Bitirdiğimde içimde bir ağırlık kaldı ama bu ağırlık kitabın amacına hizmet ediyor. Okuduktan sonra kolay kolay unutulacak bir kitap değil.