Ve o sessizlikte,aylar sonra ilk kez rüyasında Göktuğ belirdi. Göktuğun yüzü karanlıktı;ama gözleri,ne olduğunu bilmediği bir acının izlerini taşıyordu. Eskisi gibi değildi. Omuzları çökük,sesi titrekti. Konuşmaya yeltense de kelimeler dudaklarında kırılıyor, Eda’ya ulaşamıyordu.
Bir nehrin iki yakası gibiydiler artık: aynı suda yıkanmış ama birbirine asla dokunamayacak kadar uzak.