"“Ey insanoğlu, siz ancak size iyilik edene iyilik edersiniz. Size gelene gidersiniz. Sizinle konuşanla konuşursunuz. Size yedirene yedirirsiniz. Size ikram edene ikram edersiniz. Bunda birbirinize üstünlüğünüz yoktur.
Üstün olanlar, kendilerine kötülük yapanlara iyilik edenler, gelmeyenlere gidenler, yedirmeyenlere yedirenler, konuşmayanlarla konuşanlar, ihanet edenlere iyilik edenlerdir. Şu hâlde bağışlayınız, tevazu ediniz, ayıpları örtünüz ve merhamet ediniz, ta ki merhamet olunasınız”. “Ey insanoğlu, ancak azametim için tevazu edenler, gündüzleri bana ibadet edenler, benim için kendini şehvetlerden çekenler, yetime ikram edenler, ona baba gibi merhametli olanlar, dullara şefkatli eş gibi olanlar cennetime girerler. Bu sıfatlarla vasıflananlar bana dua ederse, ona rızık veririm. Dilerse veririm. Kullarımın kalbinde onu sevindiririm”. “Ey insanoğlu, mal benimdir. Sen benim kulumsun. Misafir elçimdir. Elçimden malımı esirgersen, sonsuz nimeti tamah etme”. “Ey insanoğlu, mal benimdir. Zenginler vekilimdir, fakirler geçindirecek olduğumdur. Kim malımı geçindirileceklerime cimrilik ederse, onu ateşe sokarım. Bana büyüklük taslama”. “Ey insanoğlu, kullarım için huyun iyi olsun. O zaman seni severim, kullarıma da sevdiririm”. “Ey insanoğlu, elini göğsüne koy. Kendin için sevdiğini, başkası için de sev”. “Ey insanoğlu, şiddeti, gıybeti, kovculuğu terk edeni kalplerde sevgili ederim. Onu ayıplayanlardan ve bulanıklıklardan kurtarırım”. “Ey insanoğlu, merhamet ettiğin gibi merhamet olunursun. Kullarıma merhametli olmazsan, benim merhametimi nasıl umarsın”. “Ey insanoğlu, benim rızamı dileyerek yetim ve dullara destek olanı, gölge olmayan günde gölgemde kılarım”. “Ey insanoğlu, geçindir ki geçindirilesin”.
Buyurmuştur ki: “Ey Musa, seni yaratıklarıma olan şefkatin için