'Az ötede bir mezarlık vardı. Mezarlar, bana yeniden, değişmez bir sonucu hatırlattı: Her şeyin var gücüyle toprağa koşuşu. Bir kat taş, bir kat toprak, bir kat İNSAN, bir kat toprak: İşte mezarlık. Ama, bütün canlılar gibi, otlar, böcekler, ağaçlar gibi, taşlar gibi, insan da toprak'ın içinde yitecekti. Bir kesin, bir mutlak geçitti Toprak. Sonra yeniden can. Bşka bir can. Yeniden bir başka böcek, bir başka çiçek, bir başka ağaç. Ne tükenmez bir hız bu çocuk; düşündün mü hiç.'
'Bir yalnızlığım vardı, bir tek başımalığım vardı.Önemli olan kendimdim. Acıysa kendi acım, tatsa kendi tadımdı. Onu ne kadar severmişim; şimdi anlıyorum.'