Kendilerini bile anlayamayan insanlardan sizi anlamalarını beklemek…
Mutluluğun ancak her şeyi başardıktan sonra ulaşılacak bir hedef olduğunu varsaymak…
Temelinde öngörülemezligin yattığı evrende bir şeyleri kontrol etmeye çalışmak…
Zamanında bir terapist bana danışanlarından duyduğu en yaygın şikayetin kendilerini bir yere ait hissedememe duygusu olduğunu söylemişti. Aslında rol yaptıkları, kendilerini her şeyin dışında hissettikleri, hiçbir yere uymadıkları duygusu. İnsanlarla rahatça ilişki kurmayı beceremeyişleri. Bunu hem rahatlatıcı hem de çelişkili bulmuştum. İnsanların en ortak duygularından biri insanların içinde kendilerini yabancı hissetmeleriydi. İnsanlardaki en ortak duygunun bir bakıma kendimizi tuhaf ve yalnız hissettiğinizde ortaya çıkması gibi garip bir gerçekti. Yalnızlık ne kadar evrensel.