“ Daha kötü ne olabilirdi ki? Sonra daha kötü bir şey olduğunu fark ettim: asla sahip olamayacağım bir adama aşık olmak. Kimsesiz kalmak.” #kitapalıntıları
#kitapyorumu
Geçmişte Juliet, 1939’lu yıllarda teyzesi ile birlikte Venedik’e gelmiştir. Bir gün gezmek için dışarı çıktığında suda bir ses duyar ve suya atlar poşetin içinde kedi yavrularını görür ve kurtarmak için suyun içinde bocalarken tesadüfen Leo isimli kişi Juliet’i ve yavruları sudan çıkarır ve birbirleriyle tanışır ve etkilenirler.
Juliet’in Hortensia teyzesi aşırı kuralcı ve baskıcı biridir. Yani Venedik’te bekar bir kadının genç bir adamla dolaşması görüşmesi hoş karşılanmamaktadır. Bu yüzden teyzesi çok uyarır ta ki birinin gelip Juliet ile genç adamı gördüğünü söyleyene değin. Bu kez teyzesi apar topar Venedik’ten dönmeye karar verir. Evine dönen Juliet birkaç zaman sonra resim öğretmeni olarak Venedik’e bir kız grubuyla gelir ve bir sergide tekrar görmek istediği ama karşılaşmalarının imkansız olduğunu düşündüğü ve aşık olduğu adamı yani Leo’yu görür. Tabii ki aşkları karşılıklıdır birbirlerini görmelerine çok sevinen bu iki çift bir akşam yemeği ile birbirlerinden bağımsız olan ama yine de ikisini yeniden bir araya getiren hayatlarının ne şekil aldığını konuşmaya başlarlar…
Şimdi de, 2001 yılında evliliği sona eren ve oğlundan koparılan Caroline Grant, bunların üzerine teyzesi Lettie’yi kaybeder. Fakat teyzesi ölmeden önce ona bir şeyler anlatmaya çalışmış bir türlü tamamen anlatamamış ve son nefesini vermiştir. Caroline, elinde üç anahtarla beraber Venedik’e teyzesinin küllerini dökmek için ve biraz kafa dağıtmak için gittiğini düşünse de içinde bir yerlerde net bir şey “kendisine Venedik’te gizemli bir miras kalmıştır.”
Birbirine aşık iki gencin hayatı nasıl olacak? Kavuşabilecekler mi?
Üç AnahtarRhys Bowen · Arkadya Yayınları · 2024357 okunma