İnsan nasıl ölür? Bazen yavaş yavaş ölür. Dostlarına içini açamayınca ölür. En gizlisini paylaşıp görmezden gelinince ölür. Çok değer verdi diye değersizleşince ölür. Bazen sevdiğine kırılır insan, o kırgınlık ciğerini yaka yaka öldürür.
İnsan kırar insan kırılır. Telafisi olmayınca ölür. Telafisi olmayacak kadar değer görmeyince ölür. İnsan olduğu unutulunca ölür.
Her lafın altında kalmak ; üzülmesinler diye, üzmesinler diye...
Anlaşılmak nasıl da zor. Hele ki kendini en çok anlattıklarının anlamaması, mazeret kabul etmemeleri... İnsanız hatalarımızla... Kimse muhteşem değil. Neden? Diye sormak yerine arkadan konuşmak daha kolay galiba.
Hele ki karakterli görünmek için birebir birinin ayağının takılması. Dedikodusu yapılır, yargılanır, asılır.
Bir insan kolum kırıldı dese, kolun nasıl oldu diye sorulmaz mı? En küçük aksaklıkta dışlanır mı yoksa.
Kaybetmemek için uğraştıkların da çoktan kaybolmuşşan, daha fazla üzülmeyip kangren kolu kesmek lazım.
Yanlış yerde ölümünü beklemek yerine, ait olduğun yerde cenneti aramak lazım. Bulamazsan da üzülme! Yalnızlığın iktidarı hep seninle.