Son zamanlarda ne kadar dinlensem de tam anlamıyla toparlanamıyorum. Uyuyorum, uyanıyorum, kahvemi içiyorum, günü geçiriyorum ama içimde sürekli bir huzursuzluk bir ağırlık var. Bedenim kilometrelerce koşacak kadar dinç ama beynim bir düşünceyi dahi kaldıramayacak kadar yorgun. Düşüncelerim bile yavaşladı. Bir anı hatırlamak bir kelimeyi hatırlamak, bir karar vermek bile zaman alıyor artık. Geçmiş, gelecek, sorumluluk, endişe, kaygı... Hepsi aynı anda konuşuyor sanki beynimin içinde. Ve ben hepsini aynı anda susturmaya çalışıyor gibi tükeniyorum. Her şey zihnime çok ağır geliyor. Ve bazen öylece durmak istiyorum. Hiçbir şey yapmadan öylece sessizce köşeme çekilip durmak... Ama durduğum anda da başka bir yorgunluk başlıyor: suçluluk. Sanki sürekli bir şeyler yapıp zamanımı verimli geçirmek zorundaymışım gibi hissediyorum. Her anı verimli geçirmek için yaşamak çok yoruyor belki de zihnimi. Bazen de en büyük cesaret "artık yoruldum" diyebilmektir. Ve ben bugün bunu diyebiliyorum. Yoruldum. Ve belki de bunun farkında olmak bile benim için bir başlangıçtır. Belki de iyileşmenin ilk adımını bunu yaparak atıyorumdur. 'Sesimde söyleyemediğim sözler var' o kadar çok şey birikti ki içimde... Ne zaman anlatmaya kalksam sustuklarım daha çok bağırıyor. Yine de ne zaman umutsuzluğa kapılsam kendime tekrarlarım. 'Bir çaresi bulunur elbet, canım. Bir uyuyup uyanalım' Her şeyden uzaklaşmak istiyorum ve sadece gözlerimi kapatıp uyumak. Belki de daha güzel bir sabaha uyanırım. Belki bir sabah dermanını bulurum. Biliyorum her şeyin bir sonu var. Hiçbir şey kalıcı değil. Her şey geçecek. Yeter ki bir sabaha daha dayanabileyim. Çok zorluk var evet ama yine de... Her şeyin sonunda... 'Bir çaresi bulunur'