Ziya hocam, “Bölünmüş Dünya” ile yalnızca bir eğitimci ya da akademisyen değil; aynı zamanda çağını okuyan, insanı merkeze alan bir düşünür olduğunu da ortaya koyuyor.
• Akademik arka planını kuru teori olarak bırakmıyor; insanın zihinsel ve duygusal dünyasını merkeze alıyor. Bu, metinlerine derinlik ve sahicilik kazandırıyor.
• Eğitim meselelerini yalnızca okul ya da müfredat üzerinden değil, toplumsal kırılmalar, değerler ve modern insanın parçalanmışlığı üzerinden okuyor.
• Zor kavramları gösterişsiz, anlaşılır ve içten bir dille anlatabilmesi ciddi bir entelektüel olgunluk göstergesi.
• Akademik kibirden uzak duruşu, onu “ulaşılmaz bir hoca” değil; dinlenebilir, güvenilir bir rehber hâline getiriyor.
“Bölünmüş Dünya” özelinde ise; modern insanın aidiyet, anlam ve bütünlük kaybını çok isabetli bir yerden yakalıyor. Kitap, okuru yormadan ama düşündürerek ilerliyor; bu da her akademisyenin başarabileceği bir şey değil. Velhasıl bir eğitimci olarak Ziya Selçuk hocamın her daim takipçisiyim ve kendisiyle gurur duyuyorum.