Fethiye ÖZEREN

Divan'da sevgi ve aşka dair ifadeler de epey yer bulmuştur. Buna göre bir erkeğin kadına iltifat etmesi ve onun güzelliğinden bahsetmesi "Tuzak" kelimesiyle karşılanıyordu. Bu kelime aynı zamanda avda kullanılan ağ anlamına geliyordu.
Sayfa 63·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kaşgarlı Mahmud'un derlemeleri arasında kadınların evli olup olmadıkları, soylulukları veya sosyal statülerine göre çeşitli isimlerle anıldıkları görülmektedir. Buna göre evli bir kadın, eşler, uragut veya evlük diye tanımlanıyordu.Divan'da elliye yakın örnekte uragut kelimesine yer verilmiştir. Uragut'un zamanla değişerek Azerbaycan ve Anadolu ağzında avrat/arvat şekline dönüştüğü yolunda görüşler olsa da avrat kelimesinin Arapça avret sözcüğünden Türkçeye girdiği açıktır.
Kaşgarlı Mahmud, Oğuzları aynı zamanda Türkmen olarak isimlendirir ve onların Türkmen adını almasını Zülkarneyn'ın Asya seferi sırasında rastladığı insanları Türklere benzetmesiyle (Türk-Manend) izah eder. Bu izahın hiçbir ilmi değeri olmayıp halk etimolojisinden başka bir şey değildir. Bununla birlikte Oğuzların 22 boyunu ve onların damgalarını ihtiva eden bir liste yayınlamış olması son derece kıymetlidir. Öte yandan Divan'daki söz varlığına bakıldığında Kaşgarlı'nın Oğuz lehçesini çok iyi bildiği anlaşılmaktadır.
Görüldüğü üzere Kaşgarlı bir yandan siyasetin Türkler lehine değişeceğini ifade ederken diğer yandan Türkçenin bilinmesinin insanlar için zaruri bir ihtiyaç olacağına dikkat çekmiştir. Bundan gayesi Arapçanın ve doğal olarak Arap hâkimiyetinin yakın zamanda sona ereceğine vurgu yapmaktır. Kaşgarlı Mahmud'un çağında Türk coğrafyasının en batı ucunda Peçenekler bulunuyordu. Bunlar Karadeniz'in kuzeyinden Tuna boylarına inmişler ve nihayet Bizans ile mücadelelere başlamışlardı. Kaşgarlı onları Bizans (Rum/Roma) sınırında saymakla beraber hemen peşlerinden Tuna'yı geçmiş olan Uzlardan bahsetmemiştir. Muhtemelen onlara dair bilgileri sınırlıdır. Bunun yerine Kıpçakları kaydetmiştir ki gerçekten Peçeneklerin Karadeniz'in kuzeyinde bıraktığı boşluğu doldurmuşlardı. Kıpçakların (Kumanlar) önemli bir kısmı da Macaristan içlerine kadar sokulmuşlar ve burayı yurt tutmuşlardı. Anlaşıldığına göre onlara dair bilgiler Kaşgarlı Mahmud'a kadar ulaşmamıştı. Kıpçakların doğusunda ise Oğuzlar bulunuyordu.
Kaşgarlı Mahmud, Türklerin siyasi bakımdan güçlenmesini ilahi kudret e bağlıyordu. Bu konuyu eserin önsözünde şöyle dile getirmişti: Yüce tanrı Türk burçlarında doğdurdu devlet güneşini. Onların ülkeleri etrafında döndürdü göklerin çemberini ve onlara ad verdi Türk diye ülkelerin idaresini verdi mülk diye zamanın hakanları yaptı, onların ellerine verildi günümüzdeki insanların yuları. Onları görevlendirdi halk üzere onları kuvvetlendirdi hak üzere aziz kıldı onlara yanaşanları ve idareleri altında çalışanları onlar sayesinde muratlarına erdiler ve ayak takımının şerrinden emin oldular. Aklı olan herkes onlara ka- tılmalı ve onların oklarından korunmalı. En iyi yol onların dilini konuşmaktır. Duyurabilmek için onlar ve meylettirebilmek için gönüllerini. Takımından ayrılıp Türklere sığındığı zaman bir düşman güven verilip onlara kurtarıldığı zaman korkularından; başkaları da sığınır onunla beraber ve üzerinden kalkmış olur tüm zarar.