Fethiye ÖZEREN

Devletin dört unsuru vardur: Hâkimiyet (oksızlık),ülke (uluş), halk (kün, budun) ve teşkilat. Devlet "baba" dır, ülke ise babanın koruduğu "ana vatan" diı ve yöneticilerin Tanrının emaneti olduğuna inanilir. Yusuf Has Hacip'e göre devlet ve dolayısıyla iktidar; millet için huzurlu ve güvenli bir ortamı sağlamak için var olan bir kurumdur, devletin görevi milleti mutlu etmektir. Türk devlet anlayışına göre devlet halk içindir, halka hizmet için vardır.
Sayfa 42·Kitabı okuyor
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
İlk olarak Orhan Yazıtlarında geçen ‘’ Türk’’ adının önceleri bir şahıs sonra bir aile ve nihayet bir soy ismi olduğu anlaşılmaktadır. Uygurca da ‘’ Türk’’ güçlü demektir. Divan-ı Lügati’t- Türk’te ise olgun anlamında kullanılmıştır. Ziya GÖKALP’e göre Türk, töreli (kanun,adet, kanunla düzelmiş, birlik kazanmış) anlamındadır. Osmanlı tarih kaynaklarında ‘’ etrak-i bî-idrak’’ ifadesi sıradan köylü anlamında kullanılmıştır.
Sayfa 40·Kitabı okuyor
Alıntı
Hadislerde geçen Türk kelimesi Moğolları tanımlamaktadır. Farsça da Türk beyaz demektir, esmer ve sarı olmayan bu ırka Türk denmiştir. Türkçe de türemekten ‘’ türük’’ ifadesi aynı soydan gelen ve aynı dili konuşan millet karşılığı olarak kullanılır. Göktürk, gökten türemiş anlamında olup, hanedanın kutsal niteliğini vurgulamaktadır.
Sayfa 40·Kitabı okuyor
Tevrat’a göre Türk, Hz. Nuh’un oğlu Yafes’in oğlu veya torunudur. Eski Çin ve Roma eserlerinde Türklerden söz edilir. M.Ö III.yy. da Hun İmparatorluğu kalıntıları arasında ‘’ Türk’’ adında bir boy vardı. Bu boy iktidarı ele geçirip Göktürk devletini kurdu, Türkçe konuşan topluluklara Türk adı verildi. Arapça kaynaklarda Yafes’in oğlunun yerleştiği bölge ıssız olduğu için, seddin önünde kalan millet olarak terk edilmiş anlamında ‘’ terik’’ (çoğulu etrak) denmiştir.
Sayfa 40·Kitabı okuyor
Timur'un oğlu Şahruh Mirza, 1419 yılında, İslamiyet öncesi Türk hukukunu araştırması için iki devlet adamını Hıtay (Dogu Türkistan) hükümdarına göndermiş, bu görevliler Herat'tan itibaren bütün eski Türk beldelerini gezerek çesitli bilgi ve belgeleri toplamışlar, Ruznâme-i Hıtay adında önemli bir hukuk tarihi eseri meydana getirmişlerdir.
Sayfa 34·Kitabı okuyor
Alıntı