Elit gali

Düşünürken çok kolaymış gibi gelen şeyler işe girişince içinden çıkılamaz karmakarışık bir durum alıveriyordu, tıpkı kayalıkların tepesinden bakınca düzenli ve orantılı görünen ama aralarında yüzen insana birbirinden derin uçurumlarla, köpüklü tepelerle ayrılmış gelen dalgalar gibi
Sayfa 189·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İnsanın yaptıklarını doğa tamamlıyor mu? İnsanoğlunun başladığı işin sonunu o mu getiriyordu? Bu doğa, aynı gönül rahatlığı ile insanoğlunun perişanlığını görüyor, alçaklığına göz yumuyor, onun çektiklerine aldırmıyordu. Öyleyse o düş, kumsalda tenhada bir başına gezinirken, düşüncelerini paylaşacak, tamamlayacak bir şeyler bulmak, sorularına bir yanıt bulmak düşü, aynaya yansıyan bir görüntüden başka bir şey değil miydi? Aynanın kendisi de yüzeysel bir ciladan, derinlerde daha soylu güçler uyuduğu sırada, sessizlik içinde oluşan yüzeysel bir ciladan başka bir şey değil miydi?
Sayfa 164·Kitabı okudu
İşin doğrusu aile yaşantısından hoşlanmıyordu. İşte insan böyle şeyler duyumsadığı anlarda, ne için yaşıyorum? Diye kendi kendine soruyordu. Salt insan soyu sürsün diye, niçin bu kadar döküntüyse katlanıyorum? Bu, o denli istenecek bir şey miydi? Biz insanlar pek mi alımlı bir türdük?
Sayfa 113·Kitabı okudu
İnsanlar böyle bir kapalı kutu oldukları halde, nasıl oluyor da onlarla ilgili şöyledir, böyledir diye yargılara varabiliyoruz? Insan tıpkı bir arı gibi, havada, elle tutulamaz, dille takılamaz bir Tatlı ya da acının ardına düşüp o kubbe gibi kovanın çevresinde gidip gidip geliyor, tek başına, ülkeleri kaplayan ıssız gökleri dolaştıktan sonra, sesle, devinimle dolu kovanlara geliyordu. Bu kovanlar insanlardı.
Sayfa 71·Kitabı okudu
İşte hep kendini sonunda, istesin istemesin, böyle denizin yavaş kemirdiği bir toprak parçası üzerinde bulur ve orada bırakılmış bir deniz kuşu gibi tek başına dururdu, bu onun yazgısı, ona özgü bir şeydi, işte onun asıl gücü, asıl üstü küpü buradaydı, tüm fazlalıkları birden silkip atmak, özdeşleşmek, küçülmek, bedence bile daha hafiflemek, daha yalın görünmek ve yine de kafa gücünden hiçbir yitirmemek, kendi küçük toprağı üzerinde durup, insanların içinde bulunduğu bilgisizliğin, aymazlığın karanlığa meydan okumak, bizim bir şeyden haberimiz yok ama deniz, üzerinde durduğumuz kara parçasını alttan alta durmadan kemirmektedir, diye düşünmek, işte bu onun yazgısı, onun yeteceğiz idi.
Sayfa 62·Kitabı okudu