Hiç kuşkusuz Fatih Sultan Mehmed; bütün Şark ve Garp'ın en renkli ve değişik kültürlerini birleştirmek misyonunu üstlenmişti ve İslam tarihinde yeni Büyük İskender'di.
Fatih, Büyük İskender'in, Augustus'un, Konstantin'in hayatlarını okur, onların her bakımdan önüne geçmeye çalışırdı. Bunu yerli ve yabancı çevrelerden gizlemezdi ve iddiasının boş olduğunu kimse ileri süremez.
Ayasofya doğrudan doğruya "ilahi hikmet" anlamına gelir. Bu nedenle Fatih Sultan Mehmet Han ismi değiştirmedi, hususi bir vakfiye meydana getirdi, birtakım eserleri bu vakfa bağışladı.
Fatih 21 yaşında İstanbul'u Rönesans tekniğinde savaşan bir ordu ile aldı. Ateşli silahları, çağdaşları arasında o ve kurmayları kadar etkili biçimde kullanan yoktu.
İstanbul'un fethedilmesinde gemilerin rolünü çok büyük olduğunu iddia etmek belki doğru olmaz ama karşı tarafın moralini bozma noktasında ciddi bir önemi olduğu anlaşılmaktadır. Limana indiklerini gördüklerinde Bizanslılar bu gemileri yakmaya çalışmışlarsa da başarısız olarak geri çekilmişlerdir. Bütün bu askeri düşünce, bize Fatih'in stratejik aklını gösterme hususunda önemli payelerdir.