Sonra Martin eriştiği mükemmel duyarlılığın doruklarının farkına varıp bunun aşk olduğuna ve bu aşkın dünyadaki en muazzam şey olduğuna karar veriyordu.
Kendini hayatında ilk defa gerçekten görmüştü. Gözleri görmek için yaratılmıştı fakat o âna kadar dünyanın sürekli değişen manzaralarına bakmakla o kadar meşgul olmuştu ki kendisine bakmaya fırsat bulamamıştı.
Güzelliğin ne olduğunu anlayacak hissiyata sahip değildiler; yoksa o parlayan gözlerin ve o yanakları kızarmış, ışıldayan yüzün, bu gencin ilk kez yaşadığı aşk hayalinin bir belirtisi olduğunu bilirlerdi.