Turgut Özal bilinen "Bir koyup üç alacağız" söylemiyle
ABD ile iş tuttu. Lakin Türk Silahlı Kuvvetleri direndi ve
"Askerimizi Arap çöllerine gömemeyiz" deyip Özal' a geri
adım attırdı.
Yemekte mönü gelir ve herkes gibi Salih Sümer de listeyi
açar ama yabancı dil bilmediğinden sadece öyle bir bakar.
Bunu hisseden Tansu Çiller gülümser ve sesini yükselterek
şöyle der:
- Salihciğim kapat sen o mönü listesini.
- Sayın Başbakanım kapatayım da aç mı kalayım?
- Aç kalma, ben ne yersem sen de onu ye! .- Vallahi tamam Başbakanım. Ama sizin yediğiniz bir şeyi asla yemem!Neyi yemezsin Salihciğim?
- Özer Bey'inkini yemem ...
Büyük masada gözler faltaşı misali açılır ve ardından
müthiş bir kahkaha tufanı kopar ki Tansu Hanım da bu tufana
eşi ile birlikte katılır.
Siyasal İslamcıların en temel özelliklerinden biri de
takiyyeci olmaları ve yalan söylemeleridir.
İlginçtir, yalanlarını adeta şeytanı aldatma edaları ve ibadet
vecdi ile söylerler ki Mısır'ın firavunları bile bu kadar riyakar
olmamıştı.
Birbirinin zıddı olan iki görüşü değil gün, saat farkıyla
seslendirebiliyorlar ve bundan zerre rahatsız olmuyorlar .
Dehşet olan ayrıntı bütün bu pisliklere bulaşanların
Kıyamet günü bu olaydan ceza değil mükafat beklemeleridir.
Peki böyle bir inanışın kaynağı benim de inandığım Hazreti
Muhammed'in islamı olabilir miydi?
Hayır, bu Allah'ın ve Peygamberinin Kur' an' daki dini
değil, bu güruhun uydurduğu yeni İslam'dı. Evet bunlar
İslam adı ile aslında kendi yaptıkları putlara tapıyorlar ...
Şaşıracaksınız ama bu bakış pek çok İslamcı cemaatte
egemendir.
Necmettin Erbakan gibi bir isim bile Bosna için toplanan
yardım paralarını iç etmekle suçlanmamış mıydı?
Yargı bu suçlama ile yaptığı muhakeme sonrasında Erbakan
dahil pek çok kişiyi mahkum etmemiş miydi?Hiç unutmam Prof. Erbakan bu durumu kendi camiasına
şöyle açıklıyordu:
- Evet Bosna' da cihat var ama biz de cihat yapıyoruz. Para
oraya gitmiş, bize gelmiş hiç fark etmez.