"Burada kalacak mısın?"
"Şunu netleştirelim." Elleri boynuma indi, başparmakları paniğimi yatıştırmaya çalışır gibi çenemi okşamaya devam etti. "İkiz alevi, lord ve vâris olmak, bin bir kötülük, lanetler ve felaketler, çıkması muhtemelen savaşlar, yerin ve göğün birleşmesi değiştirmeksizin sen benim yıldız ışığımsın. Tatlı aşkım ve tüm zaman ve mekanlarda sevdiğim, seveceğim ve sevebileceğim tek kadınsın. Ve değil bir diyar, gökyüzü ayağa kalksa bir daha seni hiçbir koşulda bırakmıyorum. "
" Söz mü? "diye fısıldadım.
" Sadece söz değil. Bir uyarı, tehtid. Bir yemin ve dua."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Seni kendim için kurtardım. Sana nasıl bencilce tutkun olduğumu anlamıyor musun? Bu iyi niyetli bir sevgi bile değil. Seni kötü bir halde, çok kötü bir şekilfe seviyorum ben."
"Ben sana küsmüştüm, senin haberin yoktu."
"Ben sana mahvolmuştum." Başımı omzuma gömdü. "Senin haberin vardı."
"Ama sana bağlı olmayı da özledim." Kalbimden kopan bir gülümsemeyle dudaklarım kıvrıldı.
"Benim için yeterli," dedi içtenlikle. "Benim olan her şeyi seninle paylaşırım."
"Ben savaşabileceğin biri değilim," dedim. "Çünkü ben yenebileceğin biri değilim." Kan çanağına dönen gözleriyle bana baktı ama artık orada sadece dur diyen yalvarışları vardı.
"Masalına geri dön prenses," diye fısıldadım.
...
"Ha bu arada," dedim omuzlarımın üzerinden başımı geriye çevirerek. "Diz çöktürürüm demiştim."
"Bu diyarda herkes gökyüzüne dua eder biliyor musun," diye mırıldandım. Sonra güldüm. "Şu işe bak ki o da ben oluyorum ve bugün dualarınız karşılıksız."