Kuleyi almıyorduk, kuleyi işgal ediyorduk.
Onlara sadece bana verdikleri kadar zaman vermiştim.
Onlara sadece beni sevdikleri kadar zaman vermiştim.
Onlara sadece beni kabul ettikleri kadar zaman vermiştim.
Onlara sadece beni dinledikleri kadar zaman vermiştim.
Onlara hiç zaman vermemiştim.
O buraya ait bir şeyin peşinden gitmek istiyordu. O buraya aitti ve filizlenen bir çiçek gibi gün geçtikçe büyüyüp tüm benliğini yavaş yavaş ele geçiriyordu.
"Birbirinizden uzaklaşıyorsunuz, sevgiyi, yardımlaşmayı, ihtiyaç duymayı unutuyorsunuz, herkes sadece kendini düşünen mutsuz insanlar haline geliyor, uyuşturucu ya da haplarla deva arıyorsunuz. Kendi kendinizi yok ediyorsunuz, çocuklarınızı koruyamıyorsunuz, kadınları hor görüyorsunuz. Taçtan ve tahtan mı bahsedeceksin? Hepiniz dört duvarın içinde o aygıtların, telefonlarınızın içinde kendinizi kanıtlayıp durma çabasında değil misiniz? Herkesten nefret edip aynı zamanda herkes tarafından sevilmek ve yüceltilmek istemiyor musunuz? "