"Efsun büyü demek..." diye mırıldandım. "Bana 'Efsun' diye hitap etmen..." derken sesim şüpheyle doldu. "Başından beri büyü yapabildiğimi anladığın için miydi?"
Bu soruyu beklemiyormuş gini duraksadı. Bakışları gözlerime daha keskim iki hançer gibi saplandı. Dudakları birbirime bastırıp kafasını sağa sola doğru yavaşça salladı. "Hayır," dedi. "Sana başından beri Efsun dememin sebebi, seni ormanda gördüğüm ilk andan itibaren beni büyülemen."
"Ölmek istemiyorum," diye fısıldadım.
Bu cümlemle tutuğu ellerimi serbest bıraktı ve kollarımın kendiliğinden düşmesine izin verdi. Ardından boş kalan elleriyle yüzümi avuçladı. Başını biraz daha eğip simsiyah gözlerini gözlerimin hizasına getirdi. "Ölmeni istemiyorum Efsun," dedi benim gibi sessizce. Sesi güven doluydu. "Seni öldürmeleriki istemiyorum," diye ekledi. "Benimle olmanı ve seni kurtarmayı istiyorum."
"Aklından çıkarmamanı isterim Mirza," dedi Alaz, bakışlarını kesinlikle ondan ayırmadan. "Karşında toprakların en güçlü adamı duruyor. Ve inan bana, birilerinin uyarısı olmadan kendimi koruyabilecek kapatisedeyim." Ardından Mirza'ya göz kırptı.