Ehl- i tasavvuftan biri der ki, Allah'ın farz kıldığı ibadetlerden birini bile bile terk eden veya sünnetlerden birini bilerek uymayan bir şeyhi havada uçarken, denizde yürürken, ateş yerken veya daha başka olağanüstü davranışlar gösterirken görseniz, bütün bunlara rağmen adamın davasında yalancı olduğunu, gösterdiği olağanüstülüklerin " keramet" değil, olsa olsa " istidrac" olduğunu biliniz. Allah böyle kimselerden cümlemizi korusun.
Nefse, şeytana ve azgın isteklere karşı verilen cihada "Büyük cihad" ismini vermelerinin sebebi şudur; Nefse ve azgın arzulara karşı verilen cihad aralıksızdır, oysa kâfire karşı ara sıra savaş verilir. Öte yandan cephe savaşçısı düşmanını görür, fakat şeytan görünmez, görünür düşmana karşı cihad vermek, görünmez düşmanla cihad etmekten daha kolaydır.
Peygamberimiz(s.a.v.) buyuruyor ki
Allah'ın öyle kulları vardır ki, onlar insanların hacetlerini görmek için yaratılmıştır, onlara cehennem azabı tattırmayacağına dair kendi kendine söz vermiştir. Kıyamet günü olunca onlar için nurdan koltuklar konur ve herkes hesap vermek ile meşgul iken bu koltuklarda oturup Allah ile söyleşirler.