İbadet ehli olup da ahlâkında beğenmediğimiz
yönler olan insanların durumuna gelince, bizler dışarıdan bakarak ibadetlerin onları nereye getirmediğini görebiliyoruz fakat nereden getirdiğini göremiyoruz. Herkesin hayata başladığı nokta farklı olduğu gibi varacağı yer de aynı olmayacaktır
İnsanın duvarları mı gökleri mi göreceği biraz da kendi seçimleri ile ilgili. Bu nedenle içimizdeki kulübe, onu nasıl kullandığımıza bağlı olarak, kişisel miracımızın hacer-i muallakı olabileceği gibi içine kilitlendiğimiz bir tımarhane odası da olabilir.
Her kim Yaratıcısını tanımaz veya kendisi gibi yaratılmış olan birtakım varlıkları O'na ortak koşarsa kendi varlığının şerefine ihanet et-miş, değerini düşürmüş ve zihinsel yapısını bozmuş demektir.
bir şeyi erteleyeceksek bu dürtüsel hazlarımız olmalı, insanlık ödevlerimiz değil. Hazlarını ertelemek mutluluğu, insani sorumlulukları ertelememek de hayat başarısını getirir.