Franz Kafka şöyle diyor:
"Zerre kadar anlamadıkları şeyler hakkında konuşuyorlar.Sırf aptallıkları sayesinde kendilerinden bu kadar eminler.”
George Orwell'ın da dediği gibi:
“Cahillik güçtür.”
ben 19 o da 17 yaşındaydı.
aynı mahallede yaşıyorduk.
çok uzun süre sadece bakıştık.
okuldan çıkıp evine gittiği yolda beklerdim onu.
yalnız, sap gibi beklemeye utanırdım.
yanıma hep bir arkadaşımı alırdım.
okuldan çıkıp beklediğim yerde yanımdan geçmesi 2-3 dakika sürerdi.
tabi o da hiç yalnız olmazdı.
yanımdan geçerken başını kaldırır gözlerimin içine bakardı.
bu en fazla 2 saniye sürerdi.
işte ben bu iki saniyenin gelmesi için 23 saat, 59 dakika, 58 saniye beklerdim...
ama bilirdim o iki saniyede onun da kalbinin yerinden çıktığını...
sonra uzun uzun ardından bakardım.
aylar geçmişti, hiç konuşma fırsatı bulamamıştık.
ancak başkasıyla konuştuğunda sesini duyardım.
sonra, arkadaşlarla haber falan yollamaya başladık birbirimize.
yazılı küçük notlar.
cep telefonu, whatsapp, face daha yoktu...
bana yazdığı ilk notu hatırlıyorum.
'yarın benim için keten pantolonunu ve mavi gömleğini giyer misin?'
emri olurdu, başımın üstüne, giymez miydim?
ufak ufak konuşmaya başlamıştık.
hatta küçük buluşmalar.
bursa'da kuytu köşelerdeki çay bahçelerinin en kuytu köşelerinde...
bunların birinde bir iki kere eline dokundum.
ateş basmıştı her yerimi.