Emrah İdacı

Emrah İdacı
@Emrahidaci
Dün öngördüklerinin bugün neden gerçekleştiğini yarın açıklayan bir Ekonomist..
Ekonomist
Lisans
Enez/Edirne
Ağrı
34 okur puanı
Ekim 2023 tarihinde katıldı
#İnsanAnlamadığıŞeyeSahipOlamaz #BirŞeyiGerçektenBilmekOnuAnlamaklaOlur #SizKendinizMeseleyiAnlamadıkçaOnuBaşkasınaAnlatamazsınız #8MART 8 Mart,dünya kadınlar gününün geçmişi hakkında adeta bir rehber görevi görmekte olup toplumsal hareketlerin, oldukları zamanı ve tarihi ve anlam ve önemine dair perspektifi merkeze alan mevzubahis tarih gibi olayların anlatıldığı dünya kadınlar gününün bütün dünyadan yerelden uluslararası kadınların erkeklerle eşit olmak için verdikleri mücadelelerin ürünü olduğu, herzaman cinsiyet eşitliğine dair çoklu kaygılarla kullandığına dair toplumsal bir hikayedir. 8 Mart kadınların eşit işe eşit ücret talepleriyle 1857 yılında adalet,barış ve eşitlik için başlattıkları uzun soluklu mücadelelerinin simgesi olan hakları uğruna can verdikleri gündür. 8 Mart sivil farkındalık günü,kadınlar ve kızlar günü, anti-cinsiyetçilik günü ve ayrımcılıkla mücadele günüdür. Bugünün anlamını ve özünü iyice anlayıp irdeleyemezsek ne bugünü nede kadının yaşamın içindeki önemini kavramış olmayız. Önemini kavrayamadığımız bir toplumsal aksaklığı çözerken bile çözüm olarak başka bir toplumsal aksaklık üretmiş oluruz.Dolayısıyla 8 Mart en başta “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak anılagelse de (ki bu gerçekten bir anma ve anımsama günüdür); zamanla bu günün içi boşaltılarak “ Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya -ki bu gerçekten hayret vericidir- başlanmıştır ve bu bile tek başına egemenin yani daha açığı erkek otoritenin ne denli manipülatif olabileceğinin kanıtıdır. Tüm hücrelerine erkeklik sinmiş olan otorite mekanizmaları binyıllar süren bir mücadeleden süzülmüş bu payıda manipüle etmekte hiçte zorlanmamıştır.8 Mart ise şu durumda erkeklerin kadınların gönlünü hoş ettiği abartılı armağanlar, yüreği hoş tutan çiçekler, tuhaf konseptler, deyim yerindeyse bir
Reklam
Seçim Senin...
Eşler arasında da insansanlar arasinda da ben hakliyim kavgasi var.Hakli olmak yada olmamak işte bütün mesele bu.Çoğu kavhalarda bu hakli olmak yüzünden çıkıyor.Hayat arkadaşı olduklarini unutup birbirlerini rakip olarak görmeye başlıyorlar. İki hayat arkadaşı olarak mutlu bir hayat sureceklerine aralari açiliyor,arkadaşlıklari bozuluyor. Benlikleri aralarina giriyor. Genelde evliliklerdeki kavgalar benliklerden dolayi oluşuyor. Benin üç damari burdada işliyor. Ben sana sahibim,ben herzaman hakliyim,ben senden üstünüm. Çocuklar ve ebeveynlerinin arasindaki iliskilerde ayni,genelde hakli çıkma tartismalari. Hakli çikmak adina bir sürü demagojiler yapiliyor o da yetmiyor tanrilar savaşta yanina taraftarlar ariyor onlari da savaşin içine sokmaya çalisiyorlar. Hakli çıkmak adina omürlerini tuketiyorlar ama meseleleri cozemiyorlar. Demek ki hakli çikmak,hakli olmak çözüm değil kişilerin aralarinda ki problemleri de çozmuyor. İki seçenek var,ya hakli olacağız ya mutlu..hangisini seçersiniz?
Gece gorunenin sonu, gorunmeyenin baslangicidir zira. Bitis ile baslangic, yoklukla varlik, olumle dogum, veda ile bismillah, hepsi gecede gizli… Yildizlarin aydinligi gecenin karanligindandir.. Ve degil mi ki Mirac herkes uykuda oldugu andadir. Aynı dünyada, aynı zaman diliminin içinde yaşıyoruz. Dört mevsimi de birlikte hissedebiliyoruz. Aynı havayı farklı yerlerden soluyoruz. Genelde birimiz sıcak, birimiz soğuk oluyoruz. Aynı şeyleri düşünebiliyoruz, aynı şeyleri hissedebiliyoruz. Bir de deli gibi savasiyoruz, ne acı....
Kürk mantolu madonnaya ithafen..
Eğer bi kadın ruhsuz yaşamış olanlarda ruh yaratabiliyorsa, kötü ve çirkin yaşamlar sürmüş olanlarda güzellik hissi uyandırabiliyorsa....dünyanın tapınmasına layık demektir.
İnsan ve Duygular
Diplomalarımız,yüksek lisanslarımız,doktoralarımız,uzmanlıklarımız,kartvizitlerimiz, sıfatlarımız sanki bize en önemli hakikati “acziyetimizi ” unutturmak için tasarlanmış..
Reklam