Emre 12

Emre 12
@Emre3412
99.Hatta iza cae ehadehümül mevtü kale rabbirciun 100.Leallı a'melü salihan fıma teraktü kella inneha kelimetün hüve kailüha ve miv veraihim berzehun ila yevmi yüb'asun 99, 100.Nihayet onlardan birine ölüm gelince, "Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım" der. Hayır! Bu sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır. Müminun suresi
Reklam
Duygular kimi zaman karanlık olur ya hani işte o zaman aydınlık yarınlara ulaşmanın önemini anlıyor insan. Tam da o sıra da yanında ki ile şunu demek geliyor içinden 3 günlük dünya yaşayıp ölüp gidicez bu hayat bize de kalmıyor iyisimi mutlulukları yanımıza alalım
Başarabilmek.... Herşeyi ona bırakmak, herşeyin ondan olduğuna kanaat getirmek, bana bunu verdiyse benim için hayırlısı bu demekmiş diyebilmek, daha kötüsünü vermediği için çok şükür diyebilmek, beni bana değil de beni kendine bırak sözünü iliklerine kadar hissedebilmek ve sakın kafaya takma, dedim ya başarabilmek gerçekten tek isteğim bu...
Sessiz Bir Kalbin Hikâyesi Bazı insanlar yüksek sesle yaşamaz. Onların hayatı, sessizliğin içinde yazılmış uzun bir mektuptur. Kimseye göstermedikleri cümlelerle, içlerinden geçen dualarla doludur. Ne çok konuşurlar, ne de her şeyi anlatırlar — ama hissederler, derinden. Onların kalbi kolay incinir, ama kolay da affeder. Birine gerçekten değer verdiklerinde, o değer bir ömür sürer. Kırıldıklarında bile “olsun” derler; çünkü içlerinde bir yer, iyiliği seçmenin huzuruna inanır. Zaman zaman yorulurlar. Hayatın gürültüsü, kalabalığı, aceleciliği arasında kaybolurlar. Ama bir an gelir, sessiz bir gece, bir dua, bir ayet onlara dokunur. O anda, bütün yorgunluklar anlamını yitirir. Çünkü bilirler: Her dönüş Allah’a doğrudur. İç dünyalarında büyük savaşlar verirler. Kendileriyle, geçmişleriyle, bazen pişmanlıklarıyla… Ama pes etmezler. Çünkü kalplerinin derininde, hep yeniden başlama cesareti vardır. Kaybettikleri huzuru bulmak için defalarca yola çıkarlar. Ve her seferinde biraz daha olgunlaşırlar. Sevgiye inançları derindir. Ama sevgi onlar için sözlerle değil, davranışlarla ölçülür. Bir küçük jest, bir samimi bakış, bir dua kadar sade şeylerdir onları etkileyen. Büyük gösterilere değil, gerçek hislere inanırlar.
Sevmek bir kelimeydi yağmurlara sığmayan, sevmek bozkırın saçlarında bir renkti, çocuktu gözlerim, kalbim yeni doğmuş bir bebek, ben yollarında büyüdüm senin içimde uzayıp gitti o toz bulutları, ne yağmular yağdı gökyüzüme ne rüzgarlar esti, rüyalar düştü saçlarından giderken uyandığında Susuz bırakan rüyalar, bir gökyüzü kaldı bana bir de gökyüzün sapsarı saçları, sen geldin ve ben büyüdüm aniden bastıran bir yağmur gibi geldin Nisan yağmurları gibi gözlerin hecesi olmayan bir kelimeydi ne rüzgarlara sığdı ne yağmulara gözlerin bozkırın saçlarında parlayan kimsenin göremediği bir renkti...