bir geceyi daha boğdum sigaranın ucunda
saatin tik takları bile utanıyor sessizliğimden
duvarlar eski dualar gibi çatlak,
ve kalbim, terk edilmiş bir istasyon:
gelen yok, giden hep aşk.
aşk...
adı yandıkça kanatan
bir yara gibi içimde büyüyen
dışımda ise ölen ellerini hiç tutmadım belki ama mezar taşına yazdım adını gizlice
ölüm gibi
bendim, yavaşça gelen, hızlıca biten.
gözlerim boşluğa alıştı artık
renkler bir suç gibi ağır omzumda
gün doğsa ne, her günüm kayıptan ibaret
aşkı ararken bulduğum ölümle gelen bir kehanet.
beni affet
bir gün mezarımın başında üşürsen
bil ki bu şehir beni değil seni unuttu önce
ve aşk, öldüğüm gün bile gelmedi ziyaretime...