Kalpleri kırılan insanların iyileşmeye çalışma çabaları diye acı bir gerçek vardır. Sessiz ve sedasız öylece anlaşılmayı bekleyen. Zaman aktıkça daha da normalleşiyormuş her şey. Oysa benim içimde ki sevgi papatyaları hala ilk günkü gibiydi.İçimde ki kelebek pır pır üşüyor gibi sanki, nasıl olacak ki şimdilerde bilemiyorum. Hiç böylesi düşünmemiştim.Birbirimizin kalbini hiç kırmayacaktık . Şu an kırdıktan sonra farketmemeye başladık gibi. Ben ona kırık kalpleri onaran cam ustası demiştim oysa ki. Şu an o kırık cam parçaları derinden ve ince ince içimi sızlatıyor. Her kalp çarpıntımda kalbimi daha çok kanatıyor.Nefes alışverişlerim git gide zorlaşmaya başlıyor. Bir canın tek başına çekmemesi gereken acılar olmalı bunlar. Hele ki birbirlerinin canına can olmaya söz vermişlerin yaşaması daha çok incitiyor . İnci gibi gülmesi gereken çehreler incinmiş bir şekilde içinde ki fırtınalarla boğuşuyorlardı. Keşke zaman her şeyi alsaydı da ilk anda ki o temiz ve sarılası sıcak duyguları bize bıraksaydı. Öylesine ihtiyacım var ki o saf ve temiz sevilmelere. Öylesine ihtiyacım var ki anlaşıldığım günlerde ki gülmeye...