Kitaptan çok etkilendim. Uzun zamandır din ve peygambere yönelik bu denli gerçekçi, yaşamın içinde, aklımıza uygun bir anlatımla günümüzün realitesini de göz önünde bulunduran bir kitap okumadım. İhsan eliaçık, yazdığı bu kitapla masallardan,efsanelerden, hurafelerden ve uydurmalardan uzak bir peygamber portresi çizmiş. Kitabın arkasında yazdığı gibi:
" Peygamberimizin sağlığında inkarcıların sürekli istediği; yerlerden pınar fışkırtmak, dahi altın yapmak, ayı yarmak, parmaklarından su akıtmak, bir kap hurma ile binlerce kişiyi doyurmak, gelecekte kimin başına ne geleceğini haber vermek gibi birçok mecnunluk, kahinlik, şairlik, sihirbazlık gösterilerinin, vefatından sonra Müslümanlar tarafından ona yaptırıldığını görüyoruz. İnkarcıların " Bu ne biçim peygamber; yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor!" ( Furkan, 7) sözünü bizzat Müslümanlar da söyler hale gelmişlerdi.
Oysa Kur'an Abdullah'ın oğlu Muhammed'in değil; bütün peygamberlerin böyle olduğunu söyler; " Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de hiç şüphesiz yemek yerler, çarşılarda dolaşırlardı." (Furkan, 20)
" Hanginiz Muhammed? Diye sorulacak kadar içimize karışan, yanımızda duran ve örnek alabilmemiz için bize arkadaş olan Peygamber budur işte" Sihirbaz, kahin, ruhban, din adamı değil, arkadaş peygamber! Çünkü insanlar ancak arkadaşlarını örnek alır. Masal kahramanlarını, efsaneleri örnek alamayız. İşte yüzyıllardır peygamberler bir masal kahramıymış gibi bizlere rivayetler, menkıbeler ve masallar yoluyla anlatıldı. Zira kendilerini ayrıcalıklı görüyorlardı, onlara yakışan uçan kaçan büyülü güçleri olan bir peygamberdi. Kibirlerinden dolayı içimizde yaşayan, bizden biri olan peygamber kabul etmiyorlardı. Mazallah içimize girse bize hesap sorardı: " Neden malınızı paylaşmıyorsunuz? Niçin haksızlık