- Rodya, canım benim, -dedi hıckırarak, - sen benim ilk göz ağrımsın. Şu anda da tıpkı küçüklüğünde olduğun gibisin. O zamanlar da bana böyle sokulur, kucaklar, öperdin Babanın sağlığında, yoksulluk çektiğimiz günlerde, senin bir tek varlığın bile bizim için avuntu olurdu. Babanı toprağa verdiğimiz gün de onun mezarı başında, tıpkı böyle kaç kez kucaklaşıp ağlaşmıştık.
–Ne tuhaf oluyor şu insanlar! Kimse, içinden mucize olduğuna inansa bile itirafa yanaşmaz! Siz bile, "Belki de yalnızca bir rastlantıdır," diyorsunuz: Kendi düşüncelerine karşı öyle büyük korkuları oluyor ki insanların Rodion Romanoviç, tahmin edemezsiniz! Sizden söz etmiyorum. Sizin kendinize özgü düşünceleriniz var ve boylesi düşünceleriniz olduğu için de hiç korkmadınız. Zaten benim ilgimi de bu yüzden çekiyorsunuz ya!
Hani, haydutların eline düsen biri yarım saat ölüm korkuları çeker de, sonunda bıçak kesin olarak gırtlağına dayanınca bütün korkuları geçer gider ya, öyleydi iște.
Tam kapıda durdu. Duaya başlanmıșt.Sakin, sessiz, hüzünlü bir havayla dua ediliyordu. Ölüm bilinci, ölümün varlığı duygusu, Raskolnikov için ta çocukluğundan beri ağır, icinde mistik korku uyandıran bir duyguydu. Hem ne zamandır herhangi bir ayinde bulunmamıștı. Üstelik burada başka bir şeyler vardı, korkunç, tedirgin edici bir seyler...
Ben sana valnızca beni oraya şeytanın sürüklediğini, sonra da oraya gitmeye hakkımın bulunmadığını, çünkü benim de herkes gibi bir bitten başka bir șey olmadığımı gösterdiğini anlatmak istedim! Şeytan benimle alay etti, ben de bu yüzden sana geldim! Konuğunu kabul et! Eğer bir bit olmasaydım, șimdi burada ne işim vardı! Dinle: Kocakarıya giderken niyetim yalnızca bir deneme yapmaktı... Bunu böylece bilesin!