Önemli olan, insanlığın en güçsüz ve zayıf anında, kendini teknik ve bilimsel gelişmelere kaptırıp, en güçlüymüş gibi sanması yanılgısını fark edebilmektir.
Tüketim ideolojisi, tüm dünyayı yutma arzusu ile doludur. Bu toplum düzeni içerisindeki tüketici ise, sürekli ağlayarak biberonunu isteyen ve hiç büyümeyen bir bebek olarak kalır.
İnsanların mutsuz oldukları bir toplumda yaşıyoruz. Yalnız, çeşitli korkular altında acı çeken, ruhen dengesiz, yıkık ve bağımlı olan bu insanlar, önce bütün çabalarıyla kendilerine boş zaman yaratmaya çalışırlar, sonra da bu zamanı “öldürebildikleri” ya da geçirebildikleri oranda sevinç duyarlar. Ne acı bir çelişki.