: Kendime ait bir atım vardı; onu kendim eyerler, uzak yerlere at sürerdim. Ara sıra dört nala gider, kendimi turnuvaya katılmış bir şövalye olarak hayal ederdim yada başımı yukarı kaldırarak , gökyüzünün mavi aydınlığının tamamını içime çekerdin.
Bu kitabı daha önce ortaokul yıllarımda okumuştum. O zamandan bu yana içimde hoş ve yapıcı izlenimler bırakmıştı. Kitap yeniden elime geçtiğinde tozlu bir sandığı aralarmış gibi keyifle okudum.
Kitapta küçük Sara’ nın daha doğrusu prenses Sara’nın içinde bulunduğu hal her ne oluyorsa olsun vazgeçmediği erdemli ve olgun tutumu asalet için kanın değil ruhun yüceliğini gösteriyor bize.
Aynı zamanda düş kurmayı ve böylelikle hayatı daha anlamlı hale getirmeyi öğreniyoruz küçük prensesimizden.
Kurduğunuz düşlerin gerçek olması dileğiyle. Keyifli okumalar dilerim :)