"Hiç gelmemem gereken bir gezegende, var olmaması gereken insanları yok etme dürtümü engelleyerek, hatta bir kısmıyla iyi geçinmek zorunda kalarak yaşıyorum. Onu da sırf filmin sonunu merak ettiğimden yapıyorum."
Ölüm tek kişilik değildi. Tenine soğuk değmesin diye gözünden sakındığını, kendi eliyle soğuk toprağın bağrına verenin ruhundan da bir parça girmez miydi o mezara?
Kısacık ama çok masum bir hikayeydi. Biraz hüzünlü ama sevgi dolu… “Sevgilerle diye biter bazı mektuplar fakat ben sevgi nedir bilmem pek. Yaşamlarla,” satırlarından “Seni yıldızlarca seviyorum.” cümlesine uzanan bir yolculuk.