Biz kimsenin sırtından paltosunu almak istemiyoruz;
bizim istediğimiz, işçilerin sömürülmesine yarayabilecek her şeyi, evet her şeyi -bunlar kimin elinde bulunuyor olursa olsun,- işçilerin eline vermektir. Biz hiç kimsenin yoksulluk çekmemesi, hiç kimsenin hiçbir şeyden yoksun olmaması için, tek bir insanın bile, kendisinin ve çoluk çocuğunun yaşamını sürdürebilmesi için işgücünü satmak zorunda kalmaması için elimizden gelen her şeyi yapacağız.
Birilerinin varsıllığının, birilerinin yoksulluğuyla mümkün olduğunu anlamak için uzun incelemeler yapmaya gerek yok. Yoksulun olmadığı yerde, onları sömüren varsıl da yok demektir. Ancak halkın yoksulluğundan doğar varsıllık.
Evet, her şey herkesindir! Erkek ya da kadın, bu bütüne
kattığı emek payı ölçüsünde, herkesin ortak çabasıyla
üretilen bütünden kendi payını alabilir. Ve alınan bu pay, herkesin hoşnut olmasını, bolluk içinde olmasını sağlayacaktır. Bizim, "çalışma hakkı", ya da "herkesin emeğinin ürünü kendine" türünden dumanlı, belirsiz formüllere karnımız tok! Bizim talebimiz refah hakkıdır... herkes için refahtır.