Hoşuma gitmeyen tüm şeyler, yalnızca, modem sanayi toplumu yapısının çeşitli yönlerinden ibaret; bunlar bir sendrom oluşturuyor ve hepsinin ucu aynı kökene dayanıyor: Hem kapitalist hem
de Sovyet biçimiyle sanayi toplumunun yapısına.
İnsanların çoğu bürokratik patronlarca istihdam edilir, bu yüzden de onlara bağımlıdır. Bu insanlar, iş pazarlığı sırasında yalnızca emeklerini değil, kişiliklerini de (gülümsemelerini,beğenilerini, hatta dostluklarını) satmışlardır.
Kendim olarak kendimin farkına varmam gerekmez, çünkü sürekli kendimi tüketmeye kaptırmışımdır. Arzulardan ve doyumlardan oluşan bir sistemimdir; arzularımı yerine getirmek için çalışmak zorunda kalırım.
Çalışmanın anlamsızlaşması ve yabancılaşması, tümden tembellik özlemiyle sonuçlanır. İnsan, çalışma hayatından nefret eder, bu hayat kendini mahkum ya da düzenbaz gibi hissetmesine yol açar.