Enes

Enes
@Enesyag
Bazı insanlar sınavdır Bazı sarılmalar şifa Bazı günler zaman dursun denecek kadar güzel bazı günler çabuk geçsin denecek k
İçimde mahsun bir cimcime var. Saçlarıma düşen beyazlara inat. Göz kenarlarımdaki kaz ayaklarına inat. Var işte var. Yaş yolun yarısıymış. Anneymiş. Hanımefendiymiş. Hepsine inat. Büyümüyor. Uslanmıyor. Dönme dolaplara biniyor. Saklambaç oynuyor. Pamuk şeker istiyor.💙
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yaşlı adam buz gibi havada sattığı mendillerden uzattı genç çifte. -"Almaz mısınız evladım? Siftahım bile yok. Hadi alın -" -"İhtiyacımız yok beyamca? -" deyince genç adam, tekrar etmişti yaşlı adam tatlı ses tonuyla. -"Mendile hep ihtiyaç vardır be evladım. Al bitane hadi al-" dediğinde ise genç adamın yanındaki nişanlısı hapşurmuştu o anda. Ceplerini arar gibi yaptı ama bulamamıştı aradığını Aslında ihtiyacı vardı mendile. Genç adam ise ne kadar arasada bozuk para bulamadı ceplerinde. On lira bulabilmişti. -"Neyse kalsın bey amca -" deyip göndermişti yaşlı adamı. Sevdiği neden böyle yaptığını sorduğunda ise, -"Bunlar böyledir sen bilmezsin. Siftahım yok derler para üstü vermemek için. Bir mendile fazla fazla alırlar parayı. Gözüne baktım mı anlarım ben bunların Ciğerlerini bilirim. Fırsatçının teki işte-" deyince elindeki çantasının içine bırakılmış bir mendil paketinin olduğunu görmüştü. Adamın iyi niyetli olduğunu anlamış pişman olmuştu ama adam çoktan gözden kaybolmuştu. Arasada nerden bulacaktı ki? Ertesi gün tekrar buluştular nişanlısıyla. Balık ekmek yedikleri dükkandaki haber kanalında dönüp duran habere takıldı biranda ikisininde gözü. -Uzun zamandır boğazından tek lokma geçmemiş olan, sokaklarda yaşayıp, ekmek parasını mendil satarak kazanan yaşlı adam dün gece bir bankta açlıktan öldü... - diyen spiker'in sesiyle yediklerini ellerinden bıraktılar. Genç adamın nişanlısı cebinde hala duran kağıt mendili çıkardı. İkisinininde gözlerinden birkaç damla yaş süzüldü o anda... Yaşlı adam bir gün önce mendile ihtiyacı olduğunu anlamıştı genç çiftin. Ama onlar ihtiyaç sahibi olduğunu, aç olduğunu anlayamamıştı yaşlı adamın... Kimsenin gözüne bakıpta karakterini anlayacağınızı düşünmeyelim. Yanılabiliriz... Kimsenin kalbi dışarıdan bakıdığında görünmez... Ve
🥀Hz. Yunus'un (a.s.) Kavmi Helak Olmaktan Nasıl Kurtuldu?🥀 🥀Hz. Yunus'un (a.s.) kavmi helak olmaktan nasıl kurtuldu? İsyan eden kavimlerin çoğu helak olurken Allah (c.c) onlara nasıl merhamet etti? Kavim ne yaptıda affedildi? İşte cevabı... Yûnus -aleyhisselâm- gibi, onun kavmi de bizler için bir örnektir. Zira Hazret-i Yûnus; kavmini terk ettikten sonra, gökyüzü karardı. Onlar nedâmete geldiler, gönülleri uyandı, yalvara yalvara tevbe ettiler, Allah da tevbelerini kabul etti. 🍃Âyet-i kerîmede buyurulur:🍃 🥀“Hiçbir şehir ahâlîsi yoktur ki, (yeis hâlinde) îmân etmiş olsun da, bu îmânı ona fayda versin! Ancak Yûnus kavmi müstesnâdır ki; bunlar îmân edince, kendilerinden dünya hayatındaki rüsvâlık (perişanlık) azâbını uzaklaştırıp giderdik ve onları ecelleri gelinceye kadar (yaşatıp) faydalandırdık!” (Yûnus Suresi:98) 🍃Hazret-i Mevlânâ tevbe edişlerini şöyle anlatır:🍃 🥀“Yûnus -aleyhisselâm-’ın kavmine belâ gelip çattı. Gökten ateş dolu bir bulut ayrıldı. 🥀Şimşekler çakıyor, yıldırımlar taşları bile yakıyordu. Gök korkunç şekilde gürlemekte, herkesin beti benzi sararmakta idi. 🥀Onların hepsi de damda idiler. Vakit gece idi; gökyüzünden gelen bu belâ, gece vakti gelip çatmıştı. Hepsi de damlardan aşağı indiler. Başları açık ovaya doğru koşuşmaya başladılar. 🥀Analar evlâtlarını kendilerinden ayırdılar. Böylece hepsi, çağrışıp ağlamaya, feryat ve figāna koyuldular. Akşam namazı vaktinden seher vaktine kadar, başlarına toprak serptiler. Hepsi de ağlaşıyorlardı, yalvarıyor, feryat ediyorlardı. Sonunda o inatçı kavme Allah acıdı. 🥀Ümitsizlikten, sabırsızca ah ve feryattan sonra, bulut yavaş yavaş dağılmaya başladı.” (Mesnevî) 🥀Hâl-i hazırda yaşadığımız salgında olduğu gibi; hâdisâtı sadece zâhiriyle değerlendirenler, ondaki mânâ tarafını ihmâl edenler
Ne düşündüler o son gece dedim içimden... Anasıyla, babasıyla, sevdiceğiyle, evladıyla, kardeşiyle bacısıyla vedalaşmak nasıl bir duyguydu kim bilir... Gökyüzüne son bir defa bakmak... Yediği lokmanın belki de son olacağını düşünmek...Son defa su içmek, son defa bir sigara tüttürmek, son defa bir türkü söylemek... Ertesi gün, ölüme meydan okumak... ölüme yürümek nasıl bir histi? Cidden...Bugünden bakınca... Tercihlerimizi düşündüm mesela... O iş mi, bu iş mi? Trafikte o yol mu , bu yol mu? Dolar mı, altın mı, kripto para mı? O kadın mı, bu erkek mi? O yemek mi, bu yemek mi? O dizi mi, bu film mi? Onlarınsa iki tercih var önlerinde. Ya istiklal, ya ölüm. O ne düşündü peki Kocatepe'de? Söyleyeyim. Kocaman Afyon ovasına bakarken sadece sabaha karşı yapılacak hücumu değil. 10 sene,20 sene, 100 sene sonrasını... Sadece o askerleri değil. Öğretmeni de, köylüyü de, sanatçıyı da, doktoru da, kadını da, çocukları da... Seni.. Beni... Hepimizi... Ve bizim henüz doğmamış torunlarımızı da!
YOLCULUK BÖLÜM - 9 - Merâklı adam ve kör dilenci , veya balıkçı , ya da her kim ise...... ---------------------- Merâklı adam ---- Kesinlikle sen o kör dilencisin. Hiç kuşkum kalmadı. Balıkçı ---- Bu önemli değil. Önemli olan senin hissettiklerindir. Sen ne hissediyorsan o kişisindir , göstermeye çalıştığın kişi değil. Peki şimdi neler hissettiğinin farkında mısın ? Merâklı adam ---- Yalnızlık hissediyorum ve bir arkadaşa ihtiyâcım var. Benim arkadaşım olur musun ? Balıkçı ---- Bunları söylerken bile , gizlenmiş duygularını açığa vuruyorsun. Çünkü benden gizli bir çıkar bekliyorsun. Merâklı adam ---- Gizli duygularımı mı ? Nasıl açığa vuruyormuşum ? Balıkçı ---- Senin çıkarına uygun olduğu için bir arkadaş istiyorsun. Bana olan ilginden dolayı değil. Sen hakketmediğin , ama hazır bulduğun bir şey istiyorsun. Merâklı ---- Hayır , benim böyle bir amacım yoktu. Balıkçı ---- Zaten en büyük sorun , sorunları kabul etmemek veya farkında olmamaktır. Sorunlarından kaçamazsın. Nereye gitsen , onlar da seninle gelecektir. Çünkü onlar , başkasının değil , bırakıp kaçtığın yerde değil , senin içindedir. Merâklı adam ---- Şimdi bu çıkarcılığı da nereden çıkardın ? Balıkçı ---- Farkında değilsin. Bir arkadaşa ihtiyâcım var , benim arkadaşım olur musun dedin. Merâklı ---- Eeee Kötü olan ne var bunda ?